İŞTE GENÇ: Bir MANGA kariyer Bir MANGA kariyer ================================================================================ editory on 01 May, 2009 02:03:00 Üyeleri gruba isim ararken, bütün dillerde rahat söylenebilecek bir ses kriterinden yola çıkmışlar. Bizde askeri bir anlam ifade ediyor Manga. Ama bu bilindiği üzere 10 kişiden oluşan bir Manga değil. Özgür, Yağmur, Ferman, Cem ve Efe, Manga’nın farklı dillerdeki anlamlarını da biliyor olacaklar ki, o meşhur “Bir kadın çizeceksin” şarkısının klibini ortaya çıkarabilmişler. Bilmeyenler için hemen açıklayalım, Manga kelimesi Japonca, “çizgi roman” anlamına geliyor. Hatırlarsınız, söz konusu klip de bir çizgi film tadındaydı. * İŞTE MANGA ÜYELERİNİN KARİYERLERİ... Manga, aslında kariyer ve eğitim çizgisinin nasıl farklı yönlere ulaşabileceğinin iyi bir göstergesi. Çünkü aralarında ailenin desteğiyle küçük yaşta müzik eğitimi alanlar olmasına rağmen, mimarlık, bankacılık, hatta uzay bilimleri eğitimi almak için üniversiteye gidenler var. Düşünün, aileniz sizi Amerika’ya gönderiyor, “oğlum bilgisayar uzmanı olacak” diyor, günün sonunda başarılı bir müzisyen yetiştirdiğini görüyor… Sizin aileniz ne derdi? Aslında hikayeyi biliyoruz: Aralık 2004’te kendi adlarını taşıyan ilk albümleriyle büyük bir çıkış yaptı Manga grubu. Altın Plak Ödülü alarak herkesi şaşırttılar hatta. Aradan beş yıla yakın bir zaman geçti. Bu sefer daha farklı bir albümle, “Şehr-i Hüzün”le yeniden karşımıza çıktılar. Sorulacak çok soru vardı. Biz de Manga üyeleriyle, kariyerleri ve yeni albümleri üzerine keyifli bir söyleşi gerçekleştirdik. Manga, ilk albümüyle 180 bin adet satmış çeşitli festivallere katılmış başarılı bir grup. Öğrencilik yıllarınızda böyle bir kariyeri hayal ediyor muydunuz? FERMAN AKGÜL: Evet, hayal ediyorduk Bir grubumuz olsun, festivallerde çalalım diye aklımızdan geçiyordu. Nitekim bireysel olarak Manga’dan önce her birimiz bir çok grup denemişiz, hep bir arayış içindeymişiz. Bunu zaman içinde birbirimiz tanırken fark ettik. ÖZGÜR ÖNEY: Gerçekten öyle. Bir grubumuz olsun, o grup ile istediğimiz müziği yapalım, gidebildiğimiz kadar gidelim diye hepimizin hayali vardı. Üniversite yıllarında “Müzikle uğraşmayın, okuduğunuz bölümle ilgili kariyer yapın” diye ailenizden ya da çevrenizden hiç telkin gelmedi mi? Çünkü müzikle uğraşmak bir kariyer yolu olarak görülmüyor ülkemizde… YAĞMUR SARIGÜL Açıkçası benim ailem hiç engel olmadı bana, ama bir aşamadan sonra onlar da “Ne yapıyor bu adam!” diye düşündüler.Çünkü müzikal kariyerim grup kurarak, gruptan atılma üzerine gelişiyordu..(Gülüyor) Bir türlü kafa dengi insanlar bulamıyordum. Sürekli sorunlar yaşıyordum. En sonunda karar verdim; “Bir gruba dâhil olmayacağım, kendim grup kuracağım” dedim. Benimle yola çıkacak grup elamanlarına da niyetimi en baştan anlatırım diye düşündüm. Üstelik son zamanlarda çevrem “Artık bırak bu işleri” demeye başlamıştı. Dinleseydin onları, şimdi nerede olurdun? Y.S: Mutsuz olacaktım. Çünkü içimde çok büyük istek vardı. Hayatımda tek bir konuda dik başlılık, inatçılık yaptım ve o da başarılı oldu. Yani girişimci ve inatçı tavrın grubun temellerini atıyor. Öte yandan Ferman’ın bir girişimiyle grubun müzikal kariyerinde diğer bir kırılma noktası gerçekleşiyor “Sing Your Song Müzik Yarışması”… F.A.: Benim ailem müzikle ilgiliydi. Asla, kısıtlamadılar beni. Ama babam hep “Okulu bitir, okulu bitir” derdi. İşte o yarışmadaki derecemiz ailemiz ve çevremizden yeni krediler almamızı sağladı. “Galiba başaracaklar” düşüncesi yarattı. Ö.Ö.: Evet. O yarışma sayesinde televizyona çıkmamız, işin rengini değiştirdi. “Okulunu bitir” diyen annem bile zaman içinde, “okulunu bitirirsin, müzikle de ilgilenirsin” demeye başladı. Evet, yarışma ve televizyon bize itibar sağlamıştı. İlk albümden böyle bir başarı bekliyor muydunuz? F.A.: Ben beklemiyordum, çok hızlı bir çıkış oldu. Y.S.: Genel olarak kurulduğumuzdan beri bize bir ilgi vardı, garip bir enerjimiz vardı… F.A.: Bir şey olacaktı belliydi. Ama böyle bir şey beklemiyorduk (Gülüyor) Y.S.: Nereye gitsek bir olay oluyordu. İlk konserimizi verdiğimiz ODTÜ’yü hatırlıyorum, çok iyi çalamıyorduk, çömez bir gruptuk sonuçta ama bizi sevdiklerini belli ediyorlardı. Zaten, 4-5 kalifiye elaman bir araya gelince harika bir iş çıkaracak diye bir durumun olduğuna inanmıyorum. Biz daha çok yeniyken bile insanlar enerjimizi seviyorlardı. İlk albümdeki başarı, müzikal kariyerinizi nasıl etkiledi? Ö.Ö.: Enstrümanıma ve kendime çok daha fazla özen göstermem gerektiğini fark ettim. İki farklı hocadan ders aldım. Halen Cengiz Baysal’dan ders alıyorum. İlk albümdeki başarıdan sonra, sahnede olsun, stüdyo kayıtlarında olsun daha iyi performans sergilemek için kişisel gelişimime ağırlık verdim.. F.A.: Teknik anlamda ilk albümdeki başarımız, ikinci albümün çıkmasına sebep oldu sanırım. Manga elamanlarının tamamı üniversitede farklı bölümlerde okuyor. Eğitimdeki bu farklılık, grup müziğinize ne gibi katkılar sağlıyor? F.A.: Ben mimarlık okudum ve mimarlıkta sanatın bir dalı olduğu için benim bakış açımı çok genişletti. Evet, ben mimar değilim ama mimarlık mezunuyum ve okulda hocalarımın bana öğrettiği “güzeli arama disiplini” illa ki yaptığım müziği etkiliyor. Y.A: Ben ilkokuldan beri hep müzikle ilgili okullarda okudum. Müziği sevmeme rağmen okulun düzeniyle ilgili problemlerim vardı. Ama zaman geçince anlıyorum ki, o zamanlar istemeye istemeye bulunduğum yerlerde çok şey öğrenmişim. Orda çok önemli hocalarım olmuş, çok önemli şeyler almışım. Hayatımın hiçbir alanında disiplinli değilimdir ama müzikte disiplinli çalışırım ve prensiplerim vardır. Bunu da akademik geçmişime borçluyum. Yalnız bunu da çok geç fark ettim. F.A.: Grupta sözleri Yağmur’la birlikte yazıyoruz. Gruptaki diğer elamanların eğitim hayatlarından gelen birikim aramızdaki sohbetlerde bizi etkiliyor. Özgür bir şeyden bahsedince o senin kafanda başka bir şeye yol açıyor. Şu anda üniversitede eğitimini müzik üzerine alan ve kariyer yapmak isteyen arkadaşlara bir mesaj vermek istersiniz? Ö.Ö.: Önce okullarını bitirsinler, öğrencilik yıllarında enstrümanlarını geliştirmeye çalışsınlar. Okulu bitirdikten sonra müziği çok sevdiğini hissediyorsa bu işe başlasın yoksa hiç başlamasın. Çünkü müzikle hobi olarak uğraşmak ta çok keyifli bir şey... Y.S.: İçlerinde bastıramadıkları çok güçlü bir müzik sevgisi varsa o gerçektir ve peşinden gitsinler. Hayatımda yaptığım tek doğru, içimdeki sesi dilemek oldu. İkinci albümünüz ‘Şehr-i Hüzün’ü müzikal kariyerinizin neresinde görüyorsunuz.? Ö.Ö.: Bu albüm bizim gelişmeye ve değişmeye açık olduğumuzun bir göstergesi. Y.S.: Ticari başarısı ne olur bilmiyorum ama bu albümü yaptığım için gurur duyuyorum. Çok mutluyum. Benim kafamda hep, dönem müziği yapan bir grup olmamak vardı. Bu albüm, bizim kendi müziğini yapan değişime açık bir grup olduğumuzun ipuçlarını sunuyor. F.A.: İlk albümde denediğimiz şeyler Şehr-i Hüzün’de çok daha kararlı. Bu albümde de yeni yeni şeyler deneme başladık. Ne istendiğini bilerek yapılan denemeler bunlar. Şunu da ilave etmek isterim ki 30 yaşındayım ve bu albüm hayatımda yaptığım en güzel iş. Bundan beş-on yıl sonra Manga’yı nerde görüyorsunuz? F.A.: Her gurubun yurt dışına çıkma hayali vardır ya, ben 2 yıl içinde Manga’nın dünyada daha çok tanınacağını hayal ediyorum. Y.S.: Dünyaya açılma içgüdüsü en başından beri vardı. Gurubun ismini belirlerken bile dünyanın her yerinde aynı söylenebilecek bir isim olmalı diyerek yola çıktık. Bundan sonrası için de bizim en büyük motivasyonlarımızdan biri yurtdışına açılmak. Çok zor bir iş olabilir. Ben hep şunu hissettim; içinde barındırdığı farklılık ve özelliklerle Manga, Türkiye’den çıkıp yurtdışında başarılı olabilecek tek grup. F.A.: Umarız bu yurtdışı açılımı da Türkçe bir albümle olur. Niye bir Türk gurubunu Türkçe dinlemesinler ki ? FARKLI EĞİTİMLER Ferman Akgül (Vokal): 1979 yılında Ankara’da doğdu. Müzikle dokuz yaşında ailesinin aldığı basit bir piyano sayesinde tanıştı. 1998’de Gazi Üniversitesi Mimarlık Fakültesi’ne girdiği dönemlerde bile çeşitli gruplarda müzik yaptı. 2001 yılı sonlarına doğru Özgür’ün davetiyle henüz yeni kurulmuş ve solisti olmayan Manga grubuna katıldı. Ferman, şu an Marmara Üniversitesi Sinema Bölümü’nde mastır yapıyor. Yağmur Sarıgül “Yamyam” (Gitar): O da Ferman’ın doğduğu yıl Antalya'da dünyaya geldi. İlkokul yıllarından itibaren müzik eğitimi aldı. Sırasıyla; Hacettepe Üniversitesi Konservatuar Bölümü Yarı Zamanlı Piyano, Bilkent Üniversitesi Müzik Hazırlık Keman, Ankara Anadolu Güzel Sanatlar Lisesi Gitar bölümlerinde eğitim gören Yağmur, daha sonra Gazi Üniversitesi Müzik Eğitim Fakültesi Gitar Bölümü’ne girdi. 2001 sonlarına doğru üniversiteden arkadaşı olan Orçun Şekerusta ile Manga grubunun temellerini atan Yamyam, 2006-2008 yılları arasında kayıt dönemi gerçekleşen “Şehr-i Hüzün” albümünün yardımcı prodüktörlüğünü de üstlendi. Cem Bahtiyar (Bas Gitar): Denizli'de doğdu. O da Ferman ve Yağmur’la aynı yaşta. Orta 3. sınıf öğrencisiyken karne hediyesi olarak ailesinin aldığı bass gitarla profesyonel müzik hayatına adım atmış oldu. Denizli Belediye Konservatuarı ve Denizli Anadolu Lisesi'nden mezun oldu. Cem, halen eğitimine Bilkent Üniversitesi Bankacılık ve Finans Bölümü’nde devam ediyor. Özgür Can Öney (Davul): Grubun en küçük üyesi Özgür, 1980’li. Ankara’daki lise yıllarında Gürcan Konanç’tan ders alarak davula başladı. Ankara Üniversitesi Fen Fakültesi Astronomi Uzay Bilimleri bölümünde okurken kurduğu “70lik” isimli grupla Ankara’da çeşitli barlarda ve şenliklerde cover ağırlıklı konserler ve programlar yaparak profesyonel müzik hayatına adım attı. Özgür halen Eskişehir Anadolu Üniversitesi İşletme Fakültesi’nde eğitimine devam ediyor. Efe Yılmaz (Turntable): Efe de 1979’lu. Çankaya Lisesi’nden mezun olduktan sonra University of South Florida’da bilgisayar üstüne eğitim almaya başladı. Şu anda Eskişehir Anadolu Üniversitesi İşletme Bölümü’nde eğitimine devam ediyor. ŞEHR-İ HÜZÜN’den Notlar: * 16 şarkıdan oluşan albümün, müzik prodüktörlüğünü Haluk Kurosman, yardımcı müzik prodüktörlüğünü ise Yağmur Sarıgül ’üstlenmiş. * Yeni albümün ilk sürprizi, grubun solisti Ferman Akgül’ün prodüktörlüğünü ve yönetmenliğini yaptığı 150 dakikalık bir “Manga Belgeseli”. Bu DVD, grubun kuruluş yıllarından bugüne kadar ki hikâyesini hiç gün yüzüne çıkmamış görüntüler ve detaylı anlatımlarla yansıtan kapsamlı bir belgesel niteliği taşıyor. Dileyenler CD’yle birlikte bu DVD’nin de sahibi olabiliyorlar. * 1995 yılında yayınladıkları ilk albümleriyle hip hop dünyasında bir fenomene dönüşen Cartel’den Alper Aga, Manga’nın her konserinde seslendirdiği “Evdeki Ses” cover’ını albümde grupla birlikte seslendirmiş. * Albümün diğer sürprizlerinden biri de, ünlü piyano virtüözü ve besteci Tuluyhan Uğurlu’nun piyanosuyla şarkılara eşlik etmesi. İşte size bir ipucu; Uğurlu, “Hayat Bu İşte” şarkısında, “ Istanbul Kanatlarımın Altında” filmine damgasını vuran unutulmaz melodisi katmış. * Şehri Hüzün, 16 şarkılık albüm ama siz yine de sürprizlere hazırlıklı olun…