İŞTE GENÇ: Dikkat ! Pelin Batu derste Dikkat ! Pelin Batu derste ================================================================================ editorb on 18 May, 2009 03:30:00 işte genç – 18.05.09 Öykü Tanyel Diplomat babası İnal Batu’nun görevi gereği İslamabad, Girne, Prag, Londra, Paris, New York gibi birçok şehirde yaşayan ve bu şehirlerdeki okullarda eğitim alan Pelin Batu, 12 yıldır medyanın çeşitli araçlarıyla karşımızda. Medyanın Pelin’i, Pelin’in de medyayı sevdiğini söyleyebilmemiz pek mümkün. Kuşkusuz edebiyat, tiyatro, felsefe ve tarih okuması, üç ayrı kıtada aldığı eğitim Batu’ya renkli ve birikimli bir entelektüel tavır kazandırmış. Ancak atlanmaması gereken bir durum var ki o da Pelin Batu’nun yenilikçi, araştırmacı, detaycı ve öğrenmeye aç tavrı. Bu sohbetin konusu sinema, televizyon ya da edebiyatta gördüğümüz Pelin Batu’yu ileride daha nerelerde göreceğimiz… Bu aralar neler yapıyorsun? PELİN: Doktora derslerimi bitirdim, tez yazmaya başladım. Boğaziçi Üniversitesi Batı Dilleri ve Edebiyat Bölümünde “metaformoz” üzerine tez yazıyorum. Çok geniş spektrumlu bir çalışma olacağı için şu anda keyifli kitap karıştırma ve not tutma aşamasındayım. Sinema konusunda son birkaç yıldır pasiflikten şikâyet eder oldum. Geçen sene bir arkadaşımla birlikte senaryo yazmıştım onu gerçekleştirmek için teşebbüslere girmemiz lazım. Yaz ayları içinde bir sinema filmi projesi var. Edebiyat konusunda yeni bir şiir kitabım çıktı, rahatladım. Şimdi yeni bir şeyler yazmaya başladım, benim için yazmak uzun sürüyor. Şöyle ki yazıyorum sonra bir kenara koyuyorum onlar bekliyor, süzülüyor sonra üzerinden geçiyorum. Altı aydır da Tarihin Arka Odaları isminde bir televizyon programını Murat Bardakçı ve Erhan Afyonoğlu’yla yapıyoruz. O da çok keyifli benim için çünkü üniversitede tarih okumuştum. Tarih bilgilerimi bu programla tazeliyorum ayrıca birçok şey de öğreniyorum. Akademik kariyer planın var mı? Seni hoca olarak görebilecek miyiz? PELİN: Evet akademik kariyer yapacağım. Şu anda ders verebilirim ama sırasıyla gitsin istiyorum. Tezimi verdikten sonra konumla ilgili yurtdışında kaynak taraması yapabileceğim bir üniversiteye gitmeyi planlıyorum. Zaten Boğaziçi Üniversitesi’nde de “kan değişimi kuralı” var. Boğaziçi Üniversitesi’nden mezunsanız ilk dönem ders veremiyorsunuz başka üniversitede ders verip gelmeniz gerekiyor. Ben de ders vermeyi düşünüyorum. Sinema ve televizyondan uzaklaşacak mısın bu durumda? PELİN: Akademisyenlik sadece okula gidip ders vermek değil, onun araştırması var, literatürü takip etmek var bunun bilincindeyim. Akademisyenliğin en güzel tarafı ise diğer işleri yapmanıza engel teşkil etmemesi. Benim okuduğum bölüm, işimi besliyor. Aynı zamanda bu çeşitlilik sayesinde bir taraf yorunca ve sıkınca, diğer tarafa kaçmak açısından çok elverişli. Aslında çok net bir kariyer planın yok sanırım! PELİN: Aslında hem var, hem yok. Dediğim gibi akademinin devam etmesini istiyorum. O da zaten istikrarlı bir şekilde gidiyor. Ancak oyunculuk konusunda belli bir planım yok. Kendi yazdığım ya da inandığım projelerin peşinden koşma noktasındayım. Medyada ki işlerinin akademik kariyerini etkileyeceğini düşünüyor musun? PELİN: Sanmıyorum, ben okulda kendimi yalıtılmış bir ortamda hissediyorum. Bugüne kadar yaptığım popüler işlerin zararını da okulda hiç görmedim. Sanırım zaman yönetimini iyi beceriyorum. Medyada yaptığın işlerin öncesinde kendine “acaba bu iş kariyerime zarar veriyor mu diye” sorar mısın ? PELİN: Çok sormam bu soruyu, belki de sormam gerekiyor. Medyaya ilgili çok fazla düşünürseniz huzursuz ve mutsuz bir insan olursunuz. Medyanın ne olduğunu biliyorum. İnsanların kamera arkasında melek, kamera önüne çıktığında ego patlamasıyla canavarlaştığını çok net bir şekilde gördüm.Dolayısıyla bunun bir show business olduğunu biliyorum. Tüm artılar bir gecede eksiye dönüşebilir, ince bir çizginin üzerinde yürüdüğümün farkındayım. Medyatik olmak seni mutlu ediyor mu? PELİN: Benim için medyatik olmanın herhangi bir avantajı ve dezavantajı yok. Bazen çok inandığım sivil toplum projeleri oluyor ve onlara yararı dokunuyor tanınır olmamın. İşte o zaman mutlu oluyorum. Yoksa sokakta tanınır olmam, insanların benimle resim çektirmesi çok ta önemsedim bir durum değil. Sizce bunu nedeni nedir? PELİN: Genel bir tembellik sorunumuz var. Bireylerin kendilerini keşfedecek bir eğitim sistemimiz yok. Birinci sınıftan beri hep yarışa hazırlanıyoruz ama uğraşımız yok. Üç kıtada eğitim görmüşsün; Asya, Avrupa, Amerika. Bu bağlamda kıtalararası eğitim farklılığını yorumlayabilir misin? PELİN: İlkokula Pakistan’da başladım orada okuduğum İngiliz sistemiydi. Ankara’ya döndükten sonrada Pakistan Okulu’nda devam ettim. Dolayısıyla benim alt yapım çok katı bir İngiliz sistemi. İngiliz sistemi deyince sosyal bilimlere yakın, tarihi bakış açısının güçlü olduğu okullardı. Amerika’nın en iyi liselerinden birinde okudum. Üniversiteye de New Yok Üniversitesi’nde başladım. Amerika’da şöyle bir fark gördüm okullarda seçmeli ders sayısının fazla olması insanı ferahlatan bir şey. İnsan birçok alanda kendini geliştirebiliyor. Mesela ben resim dersi almıştım, ressam mı oldum? Hayır. Ama o ders bana bambaşka bir perspektifle bakmayı öğretti. Türkiye’deki en büyük eksiklerden biri bu kanımca. Ne yazık ki zorunlu derslerle koyun gibi güdülme durumu var. Birçok öğrenci kendini bile bilmeden bir bölüme girme durumda kalıyor. Amerikan eğitim sisteminin en iyi yanı buydu. İlk sene birçok ders seçebiliyorsunuz. Ben New Yok Üniversitesi’nde tiyatro, felsefe, resim ve edebiyat dersleri aldım. Bu dersleri aldıkça ben, ben oldum. Son olarak İşte Genç okuyucularına ne önerirsin? PELİN: Kendilerini keşfetmek adına yepyeni uğraşlar edinsinler. Üniversitelerde kulüplere dalıp çıksınlar, sosyalleştirdikçe, sosyalleşsinler. Bir de üniversite yıllarının tadını çıkarsınlar. KİMLİK KARNESİ 1978 Ankara doğumlu. İlk ve orta öğrenimini Pakistan’da Beacon House Public School, Ankara’da Pakistan Embassy Study Group ve Hacettepe Üniversitesi Piyano Bölümü’nde yaptı. Liseyi Marymount School (New York 1993-1995) ve Mannes College of Music’te (1993-1995) okudu. New York Üniversitesi’nde edebiyat, tiyatro, felsefe öğrenimi gördükten sonra Boğaziçi Üniversitesi Tarih Bölümü’nü bitirdi. Halen Boğaziçi Üniversitesi Batı Dilleri ve Edebiyat Bölümü’nde “metaformoz” üzerine tez yazıyor. OYNADIĞI FİLMLER: Film Tarihi Yağmurdan sonra 2008 Hicran Sokağı 2007 Bayrampaşa Ben Fazla Kalmayacağım 2007 Dün Gece Bir Rüya Gördüm 2006 Pars: Kiraz Operasyonu 2006 Sessiz Gece 2005 Ayışığı Neredesin? 2004 Bakış 2003 Baba 2003 İçerideki 2002 Sır Çocukları 2002 O Şimdi Asker 2002 Şelale 2001 Komiser Şekspir 2000 Harem Suare 1999 Hayal Kurma Oyunları 1999 Akşam Güneşi 1999 SÜRPRİZ! Geçtiğimiz ay ikinci şiir kitabı “Rüzgârlar Kitabı”nı yayımlanan Pelin Batu, 10 işte İşte Genç okuyucusuna imzalı kitabını armağan ediyor. Ne yapman gerektiğini biliyorsun; istegenç@sabah.com.tr posta adresine mail atan ilk 10 kişi arsına girmek. Adını, telefon numaranı, okulunu belirtmeyi ihmal etme, mail başlığı da “Rüzgarlar Kitabı” olsun. ENLERİ Hayatının kitabı: Görünmeyen kentler - Italo Calvino Hayatının filmi: Amadeus Hayatının hocası: Miss Shadi (Pakistan Okulu) Robert Jeske (New York Üniversitesi) Cevza Sezgen (Boğaziçi Üniversitesi) Beğendiği aktör: Marcello Mastroianni Beğendiği aktris: Cate Blanchett Beğendiği tarih karakteri: Cem Sultan