İŞTE GENÇ: Gözünü müzeciliğe dikmiş Gözünü müzeciliğe dikmiş ================================================================================ editorb on 24 May, 2010 05:30:00 işte genç – 24.05.10 Canberk BEYGOVA canberkbeygova@gmail.com Kültür Başkenti İstanbul’u liseliler yazsın, fotoğraflarını da çekip belgesel tadında ortaya bir kitap çıksın diye bütün yıl didinip durdu Şiyar. Şiyar Kubilay’dan bahsediyorum. Bilgi Üniversitesi İletişim Fakültesi Sahne ve Gösteri Sanatları Yönetimi Bölümü dördüncü sınıf öğrencisi. Çalışmaları sonucunda ortaya Sokak Kitabı projesi çıktı. Müzede çalışmış ve müzecilik üzerine çalışmak isteyen bu çalışkan kızla sohbet ettim. Cümlenin içinde müze geçti diye yazıdan kaçmayın, gerçekten keyifli bir çalışmaya imza atmış! Sürekli değişen, şantiye haline gelmiş bir şehrin kaydını liselilerle tutuyorsunuz. Atlatsana, nerden çıktı bu fikir? Bu fikrin çıkışı üç yıl öncesine dayanıyor. Bölüm başkanımız Serhan Ada’nın fikriydi aslında ve yine hocamızın da kendi sokağı üzerine yazısının bulunduğu “İstanbul Sokakları ¬¬- 101 Yazardan 100 Sokak” kitabı, bu fikre esin kaynağı oldu. O kitapta pek çok yazar, sanatçı, entelektüelin sokaklarına dair yazdıkları yazılar derlenmiş ve çok güzel bir çalışma olarak okuyucuya sunulmuştu. Bizim projemizde, lise öğrencileri bu işin sürprizi oldular. Bu kitabı hazırlarken asıl amacımız lise öğrencileri ve üniversiteleri bir araya getirmek, lise öğrencilerini en iyi tanıdıkları yer olan sokaklarını anlatmaya çağırmaktı. Bir yandan da istedik ki, lise öğrencilerinin, bu proje aracılığıyla kentin kültür hayatıyla bir ilişki kurmasında motive edici bir rol üstlenelim. Senin görevin neydi proje kapsamında? Neler yaptınız arkadaşlarınızla? Ekibin koordinasyonunu üstlendim. Sami, Deniz, Berk ve Zeynep’le birlikte, İstanbul’da onlarca okulu ziyaret ettik. Bize yazılarını gönderen pek çok öğrencinin yaşadığı sokaklara gittik; hem onları hem sokaklarını ziyaret ettik. Bu kitap sayesinde İstanbul’u bir de diğer yüzüyle gördük; görmediğimiz çok yüzü varmış sakladığı. Kim bilir daha neler var? Gördüklerinizi anlatır mısın? “Liselilerin İstanbul Sokakları” kitabı bizim için bir nevi arşivlik malzeme oldu. Kuzguncuk’un delileri, Eyüp’ün ahşap evleri, Ömerli’nin kapıyı bacayı kapattırıp evden dışarı çıkmaya izin vermeyen tozlu topraklı yolları, Karagümrük’ün delikanlıları; bizim bildiğimiz esas oğlanlar değil bu delikanlılar yanlış anlamayın, karakter oyuncusu delikanlılar… Bunların 106 tanesini derledik toparladık bu kitapta. Lise öğrencilerinin bazen öfkeli, bazen komik, bazen alaycı ve bazen de sokakları üzerine çok önemli bilgiler veren yazılarını okuduk; bu yazıların elbette bir tarihi belge değeri de olacaktır. Öte yandan tüm sokaklar, yine öğrenciler tarafından fotoğraflandı. Çok önemli eleştiriler de var bu yazılarda; gençler artık gördüklerini söylemekten, yazmaktan çekinmiyor. Sadece, hepimizin diline pelesenk olan şu “asfaltlanmamış yollar” meselesi değildi eleştirdikleri; sokağın yok oluşunu tartışıyor pek çoğu. Sitelere kilitlenmiş, aşırı güvenli ve muntazam hayatlarına son derece eleştirel bir bakış açısı getiriyorlar ki bu bizim de pek beklemediğimiz bir olgunluktu doğrusu. Peki Haliç Rehberi nedir? Küçüklüğümden biliyorum, pek severek geçtiğimiz bir yer değildi! Haliç Rehberi de yine bu sene aynı beş kişilik ekiple üstlendiğimiz ama bizden önce çalışmalarına başlanmış bir projeydi. Projenin amacı, Haliç Havzası’nda yer alan kültürel, tarihi, turistik eser ve mekanların bilgi ve fotoğraflarının bulunacağı bir rehber hazırlamak. Rehber deyip geçmemek gerek, bunu öğrendik; bölgenin gerçekten çok iyi tanınması gerekiyor. Kültürel, sosyo-ekonomik yapısı, içinden geçtiği evreler, tarihi dönemler, mimari gelişim, değişim vs. üzerine apayrı çalışmalar yapılması gerekiyor. Biz, bir ucundan tuttuk, ancak bu projenin aceleye gelmeden, yavaş yavaş çalışılması konusunda hocalarımızla hemfikir olup, gelecek seneki arkadaşlarımıza teslim etmek üzere çalışmanın bize ait kısmını tamamladık. Haliç Rehberi de İstanbul ve Haliç Havzası için çok önemli bir çalışma. Kurul ve müzedeki görevlerinden de bahseder misin? Okulda çalışma hayatım Santralistanbul Çağdaş Sanat Müzesi ve Enerji Müzesi’nde çalışarak başladı. Santralistanbul’un açılışının yapılacağı yıl Çağdaş Sanat Müzesi ve Enerji Müzesi’nin de açılışı yapılacaktı. Çağdaş Sanat Müzesi “Modern ve Ötesi” isimli, o zaman epey tartışmalar yaratan, çok önemli bir sergiyle yaptı açılışını. Açılıştan, sergi prodüksiyon aşamasına dek tüm süreçte görevliydim. Ardından hem Çağdaş Sanat Müzesi’nde hem de Enerji Müzesi’nde rehberlik yaparak çalışmaya devam ettim. Sonrasında, İstanbul Bilgi Üniversitesi Tanıtım ve Kurumsal İlişkiler Birimi’nde çalışmaya başladım. Burası da benim için çok önemli bir tecrübe oldu. İl dışında çeşitli organizasyonlarda görevler aldım, İstanbul’da yaptığımız pek çok organizasyonda çalıştım; dolu dolu ve çok önemli tecrübeler kazandığım bir çalışma alanı oldu burası benim için. Üniversite eğitiminin sonuna geldin artık, ne yapmayı düşünüyorsun? Kısa ve uzun dönem için planlarım farklı; tabii insanın planlarını zaman zaman gözden geçirmesi gerektiğini düşünüyorum. Küçük esneklikler özgürleştirici olacaktır; hatta eğer gerekiyorsa büyük değişimleri de reddetmemek gerekir bence. Öncelikle önümüzdeki sene yüksek lisans eğitimime başlamak istiyorum. Bunu yaparken, çalışma hayatım devam edecek. Sahne sanatları yönetimi, benim eğitimini aldığım alan; dolayısıyla inisiyatiflerden kurumsal yapılara dek içinde iletişim, organizasyon ve prodüksiyon olan her konu benim çalışma alanım. Uzak gelecekteyse, müzecilik üzerine çalışmalar görüyorum.