Bu piyasada “hayır” demeyi öğrenmek gerek
Ezel dizisi sayesinde kendisinde olan yetenekleri ortaya çıkarma fırsatı bulduğunu söyleyen MBA’li oyuncu Yiğit Özşener, mühendislikten tiyatro turnelerine uzanan “zahmetli” kariyer yolculuğunu anlattı
işte genç – 26.04.10Yasemin Salih
yasemin.salih@sabah.com.tr
Herkesin romantik ve gezgin aşık rolüyle tanıdığı nam-ı diğer Özgür Çocuk Yiğit Özşener, ilk kez Dudaktan Kalbe dizisindeki kötü adam rolüyle şaşırttı izleyiciyi. Yaklaşık bir yıldır herkes onun Atv’de yayınlanan Ezel dizisindeki Cengiz rolünü konuşuyor.
Kendi deyimiyle oyuncu olmak için çok zahmetli bir yol izleyen Özşener’le, tiyatro dünyasının duayenlerinden Erol Günaydın’ın kızı Ayşe Günaydın’a ait Cihangir’deki Cevizli Biber’de konuştuk. Biz Ayşe Günaydın’ın birbirinden nefis mini pizzaları ve karamel soslu muzlarıyla çok keyif aldık bu sohbetten. Umarız sizin de hoşunuza gider…
İzmirli olduğunuzu biliyoruz, nasıl bir çocukluktu?
Ağaç tepelerinde, sokakta geçen klasik bir çocukluktu. Babam avukat, annem ise ev hanımı. Çalışkan bir öğrenci oldum hep. Bütün avukat çocukları gibi benden de avukat olmam bekleniyordu ama bunu kardeşim yaptı. Benim hayalimse pilot olmaktı. Hava Harp Okulu’nun kıyısından döndüm. Kendimi şanslı sayıyorum çünkü ortaokulda Fransızca, lisede de İngilizce öğrendim. Bunlar daha sonra çok işime yaradı.
O yıllarda oyunculuğa ilgi başlamış mıydı?
Hayır, hiç tiyatro kolunda falan bile görev almadım. Tiyatro üniversitede başladı. Ama altı ay sürdü sadece. Yıldız Teknik Üniversitesi Elektronik ve Haberleşme Mühendisliği mezunuyum. Okul boyunca mühendislik yaparım düşüncesiyle hareket ettim.
Peki nasıl döndü kariyer rotası?
Okulda birkaç arkadaşım ajanslara kayıt yaptırıyordu. Ben de yaptırdım. O dönemde bir bankanın reklamında oynadım ama çok kalabalık bir ekibin parçasıydım. Ama bu reklam sırasında Stüdyo oyuncularıyla tanıştım. 1994 yılında Stüdyo’nun seçmelerine katıldım ve geçtim. Şahika Tekand hala şöyle der; “Bana en uzun süre Şahika Hanım diyen oyuncusun.” İşte kariyerimin rotası orada biraz sapmıştı. Yani raydan çıkmak istiyordum ve bunun yolunu orada buldum.
Ne değişti?
Algılarım açılmaya başladı. Çevremdeki bütün seslere kulağımı tıkayıp, kendi sesimi dinlemeye başladım. Bu arada okul devam etti. 96 yılında okul bittikten sonra kendimi Stüdyo’ya kapattım. Sonra askere gittim ve Kuleli Askeri Lisesi’nde İngilizce öğretmenliği yaptım. Bu da farklı bir tecrübeydi benim için.
Aileniz bu arada beklenildiği üzere panik yapmadı mı?
Aileler hep endişelidir zaten. Olağan gidişatın sekteye uğraması her ailede olduğu gibi onlarda da panik yarattı. Ama onları sakinleştirmedim. Kendimi dinliyordum, askerlikten sonra da Koç Üniversitesi’nde MBA yaptım. Bütün bunları ben yaptım demek istiyordum.
Koç’ta MBA yaptığınız sırada şirketlerin iş teklifleri olmadı mı?
Evet, okula gelip, kendini anlatan ve bir takım tekliflerde bulunanlar oldu ama benim kurumsal hayatla fikir olarak çatışmam var.
MBA bir oyuncunun ne işine yarar?
Oyunculuk için elbette bu kadar eğitime elbette gerek yok. Benimki biraz zahmetli bir yol oldu. Ama bu sayede çok farklı insanlardan oluşan bir çevrem var. Algılarımın farklı çalıştığını düşünüyorum. Sette 360 dereceyi görüyorum. Sadece oyuncu olamıyorum. Üç dakika sonraki sorunu görüyor ve karışmamak için kendimi zor tutuyorum. Analitik düşünebilme yeteneği kazandırdı bana ve bu çok işime yarıyor. Hangi işi yaparsanız yapın temel, fizik, kimya ve matematik bilgilerinin herkesin işine yarayacağını düşünüyorum. İnsanın doğayla temasını, yağan karı tercüme etmesini sağlar. Bu sayede böylesi kaliteli ekiplerle aynı projelerde rol alabildiğimi düşünüyorum.
Özgür Çocuk tiplemesi bir dönüm noktası mıydı?
Evet, öyle denilebilir. Onun öncesinde Türk.net’in reklamlarında oynamıştım. Asıl ekranla bilinçli karşılaşmam bu şekilde oldu. Özgür Çocuk’tan sonra uzun süre bir şey yapmadım. Bu kadar ilgi beklemiyordum. Hala kafamda soru işaretleri vardı. Uğur Yücel’in Karanlıkta Koşanlar projesi geldi sonra. İlk dizi deneyimimdi. Ardından Üzgünüm Leyla projesine çağrıldım. Bu ilk uzun işim oldu. Bu piyasada varlık göstermek için olgunlaşmak, hayır demeyi öğrenmek gerekiyor. Bir şeyleri kaçırıyorum telaşıyla hareket etmemek gerekiyor. Ama tırnak içinde şunu söyleyeyim ki benim de bana inanan ve yardım eden gizli bir-iki kahramanım vardı.
Dudaktan Kalbe’de ilk kez kötü adamı oynadınız. Bu sizi nasıl etkiledi?
Bu dizi Ezel’deki kariyerin başlangıcı oldu. Dudaktan Kalbe’de üstlendiğim rol, bende olanı ortaya çıkarmamı sağladı. Ezel, benim için çok özel bir kaynak. Satır aralarını okuyabileceğim ilk proje. İnsan bu dizide oyuncu olarak yarattığı farkı anlayabiliyor. Sette herkes birbirinin en iyi yönlerini ortaya koymaya ve daha iyisini yapmaya çalışıyor.
Yeni projeler var mı?
Şu anda oyunculuğa konsantre oldum. Ezel çekimlerinin yanı sıra Stüdyo oyuncularıyla birlikte Anti Prometheus adında bir tiyatro oyunu için hazırlık yapıyorum. Oyun, yazın Avrupa turnesine çıkacak. İlk durak Yunanistan olacak.
Bu piyasa göründüğünden kalabalık
Çok fazla oyunculuk kursu var. Genç arkadaşlar, TV ve gazetelerden gördüğü kişilerden ibaret sanmasın bu piyasayı. Çok kalabalık bir dünya burası.
Çok çalışmak gerekiyor. Bazen sadece iki saat uyuyorsunuz. Tatil kavramınız karışıyor.
TV’lerde gördüğünüz yazın iki ayı Bodrum’da geçirenler bu piyasanın küçük bir bölümü. Benim amacım yılın iki ayını tatil yaparak geçirmek değil.
80 yaşına geldiğimde de bu işi yapmak istiyorum, o zamana kadar bu işten para kazanabilirim.
Arkadaşlarına finansal danışmanlık yapıyor
Evet artık iyi kazanıyorum ama paraya kafayı taktığım yok.
Borsa, döviz gibi işlerle uğraşmam. Birikimlerim var evet, genelde gayrimenkulle değerlendiriyorum.
Yakın çevreme yatırım danışmanlığım yaptığım oluyor. Genellikle tavsiyelerim de tutuyor.
Gereksiz harcamalardan kaçınılması gerektiğini düşünüyorum. Arabam var ama şehir içinde toplu taşıma kullanırım.
Gerçekten özgür çocuk
• Yiğit Özşener 1972 doğumlu. Koç burcu ve boyu 1.75 cm.
• Sağlıklı yaşam takıntısı yok ama az yemeye çalışıyor.
• Her gün evden çıkmadan önce yarım saat evindeki egzersiz setini uyguluyor.
• Marka takıntısı yok.
• Tatillerinde reklamdaki özgür çocuk gibi dağ bayır gezmeyi tercih ediyor. Gittiği şehirde kaybolmak en büyük tatil keyfi.
• Özşener’in 89 yılında THY’den aldığı planörlük brövesi var. Ayrıca yelken ve dalış sertifikalarına da sahip.



del.icio.us
Digg
Facebook
Google
Myspace
Yahoo
Yorumunuzu Ekleyin