İŞTE GENÇ: Bu resim neyi anlatıyor? Bu resim neyi anlatıyor? ================================================================================ editorb on 07 June, 2010 05:30:00 işte genç – 07.06.10 Yasemin SALİH yasemin.salih@sabah.com.tr “ Gürgen Öz’ün o muhteşem ekibiyle yeniden Makina’ya dönmesini, Kingo-Disko’yla bizi kahkahaya boğmasını istiyoruz…” Gürgen Öz hayranları uzun süre Facebook’tan bu yakınmalarla seslerini duyurmaya çalışsalar da ünlü oyuncunun kariyeriyle ilgili planları bunun tam tersi yönündeydi. Yaklaşık iki yıldır kariyer anlamında kendini “nadasa bırakan” oyuncu, birkaç ay önce oynadığı Romantik Komedi filmine kadar, Kingo-Disko’daki hallerini unutturmaya çalıştı. Yeni sezonda sinema filmi ve dizi projeleriyle nekahat dönemine son verecek olan Öz, sabırla geçen iki yılda neler yaptığını, hedeflerini ve beklentilerini İşte Genç’e anlattı. Oyuncu olmanı sağlayan kırılım sence ne zaman gerçekleşti? Sekizinci sınıftaydım sanırım, sinemaya gitmiştim. Fragman başladı, öyle müthiş bir sahne vardı ki o zaman “ben bu dünyanın içinde olmalıyım” dedim kendime. Sanırım ilk o zaman karar verdim. Zonguldak TED Koleji’nde okurken, diğer arkadaşlarımın halleri bana hep komik geliyordu. Bu yüzden yalnız bir tiptim. Hayaller kurmayı ve bunu oynamayı seviyordum ama hep kendi kendime. Babam mühendis olmasına rağmen benim sayılarla, matematikle aram çok kötüydü. Öğretmenlerim beni iyi gözlemlemiş olacaklar ki tiyatroya yönlendirdiler. Lisede tiyatro yapmaya başladım. O zaman karar verdim konservatuara girmeye ama üniversite sınavlarına hazırlanıp İstanbul Üniversitesi Sanat Tarihi Bölümü’nü kazandım. Neden bitirmedin? Derslerden çok sıkıldım. Kendime “ben burada ne yapıyorum?” diye soruyordum. Dokuz dersten kalmıştım ama bir kıza aşık olduğum için bu yükün altından kalkmam gerektiğini düşündüm. Hem Mimar Sinan Üniversitesi Tiyatro Bölümü’nün sınavlarına hazırlandım hem de kaldığım derslere harıl harıl çalıştım. Sonunda kızla beş yıl çıktım, gerçi canımı çok yaktı ama neyse bunlar konumuz değil. Televizyon dünyası nasıl girdi hayatına? Konservatuardan Müşfik Kenter’den çok şey öğrenerek ama Zeliha Berksoy’cu olarak mezun oldum. 2002’de okulda asistan oldum ama Okan Bayülgen’in programlarını da çok beğeniyordum. Onun yaptığı absürd komedi tam bana göreydi. O sıralar Okan’ın sevgilisi Doğa Rutkay’la aynı tiyatrodaydık. Bir gün Okan bizi izlemeye gelmişti, beğenmiş. Aradan bir yıl geçti bir gün Doğa aradı, gel bir kafede toplantı yapıyoruz diye. Giderken programdaki videolarda oynama düşüncesindeydim ama Okan bambaşka, tamamen doğaçlama bir konseptten bahsedince önce üzüldüm, korktum. Başladık ve oldu. Türkiye’de ilk kez canlı, spontane komedi yaptık. Bu program benim üniversite öğrencileriyle tanışmamı sağladı. Kariyerimin kırılma noktasıydı. O zaman “ben artık patladım, kimse tutamaz” dedin mi? Evet. Makine bana yapılmayanı yapma şansı veren süper bir deneyimdi. Sonrasında çok ciddi talk- show teklifleri geldi. Birkaç program yaptım ama talk-show benim karakterime uygun değildi. Oyuncunun yaşam alanı daha özel kalabilir. Talk-show işine girince ise bir dolu insanla ilişki kurmanız, onları ağırlamanız gerekiyor. Ben yapı olarak daha kendimle olmayı seviyorum, daha yalnızım. Herkesi ağırlayamam, samimi olamam. Ama eğer yapsaydım Okan gibi yapmak isterdim. O programında bütün tiyatro dinamiklerini kullanıyor. Peki Makine sana istediğini verdi mi? Ulaşmak istediğin nokta orası mıydı? Seyircinin kafasında bir Gürgen Öz oluştu. Birden programdaki gibi esprili Gürgen oldum. Sanki bu halimle kısıtlanıyormuşum gibi geldi, oyunculuğumu kaybediyorum diye düşündüm. Ve bir karar aldım: Bir süre çekileceğim dedim. İki yıl uzak durdum. İnsanların kafasındaki Gürgen Öz algısı biraz unutulsun, dağılsın istedim. Bu sürede çok teklif geldi, “Bak oğlum gençken küpünü doldur, sonra pişman olursun. Bu fırsatı kaçırırsan bitersin” diyenlere kulak tıkadım. Ya haklılarsa diye korkmadın mı? Elbette korktum. Ama eğer sağlam bir altyapıdan geliyorsanız , analiz yapabiliyorsanız bence sorun yok. Yüksek lisansım yarım kalmıştı, onu tamamladım. Semiha Berksoy Opera Vakfı’nın Tiyatro Stüdyosu’nda doğaçlama dersleri verdim. Bu meslek böyle iki yıl aktif iş yapmama lüksü sunuyor mu insana? Daha önce kazandıklarımı iyi değerlendirmiştim. Zaten ailem paramı kullanmak konusunda beni yönlendirmişti. Gayrimenkul almak gibi yatırımlar yapmıştım. Paramı çok harcamamıştım kısacası. Ama bütün bunların ötesinde ben tiyatro öğretisinden geliyorum. Bu felsefede iyi kazanabilir, rahat bir dönem geçirebilirsiniz ama kolaylıkla çekirdek pozisyona dönebilirsiniz. Teklifler arasından titiz bir seçim yapmanız gerekir, maddiyat üzerinden kariyer kurmazsınız. Krizde panikledin mi? Krizde teklifler özellikle ucuzladı, kalite düştü. Yine soğukkanlı davrandım. Paniklemedim. En son Romantik Komedi filminin teklifi geldiğinde, beklediğime değdiğini düşündüm. Bu film gençlere ulaştı. Kriz geçti şimdi ve bana artık nasıl tekliflerle geleceklerini biliyorlar. Ne elde ettin bu iki yılın sonunda? Bir oyuncu olduğuma, karakter olduğuma izleyiciyi inandırabildim. Hırsların var mı? Hırs değil, azmim var. O azim de şununla ilgili: Bundan10 yıl sonra yaptığım işlerin toplamda nasıl bir resim oluşturacağı, neye tekabül edeceği benim için önemli. Burada kendi adıma şöyle bir resim hedefliyorum: İçerik olarak bizden ama yenilik ve kaliteye önem veren bir çizgi tutturmuş olmak. Hayallerimi sorarsanız Avrupa sinemasında yer almak isterim. Bunu yapabiliriz sektör olarak. Eğer kendimizden ama Avrupa sinemasıyla aynı dili, tekniği kullanan işler yapabilirsek bunu başarabiliriz. Çakma Hollywood işleriyle kendimizi anlatamayız. Türk sinemasının böyle olduğunu mu düşünüyorsun? Türk sinemasında senaryo eksikliği var. Senaryonun da bir matematiği vardır. Daha bizden ama kaliteli senaryolar olması lazım. Bunun için de sektör olarak entelektüel kalitenin yükselmesi gerekiyor. İran ve Kore sinemalarında olduğu gibi. Sen senaryo yazmayı düşünüyor musun? Yazdıklarım var ama daha hazır değil. Bazı öyküler var önce kitap çıkacak. Senaryo için iki yıl daha çalışmam lazım. Bundan sonra seni drama oyuncusu olarak da görebilecek miyiz, yoksa sadece komedide mi odaklanacaksın? Şu sıralar çok fazla sinema ve dizi teklifi geliyor. Drama olabilir elbette ama yumuşak geçiş yapmak gerekiyor. Komediyi çok seviyorum. Komedinin dozunu azaltarak dramaya doğru kayabilirim. “Argoya karşı tutuculuğu sevmiyorum. Hepimiz argo kullanıyoruz çünkü, bunu inkar edemeyiz. Ama argo üzerinden prim yapmayı da yanlış buluyorum.” “Basitse güzeldir” Kaliteli ama basit yaşamayı seviyorum. Tatillerde beş yıldızlı otelleri hiç sevmem. Deniz, kum, arkadaş, kitap yeter bana. En çok sinemaya gidince dinlenirim. Her gece çıkılan yoğunluğun, partilerin adamı değilim. Beni yoruyor. Ben daha kendime dönük bir insanım.