Çakallarla dans eden güzel!
Geçtiğimiz Cuma vizyona giren Çakallarla Dans’ın fettan Fatma’sı Didem Balçın, altı yaşından bu yana TRT Ankara Radyo’sunun kadrolu elemanı. Spikerlikten kurumsal tiyatro eğitmenliğine kadar birçok alanda aktif olan oyuncunun gönlünde bir gün kendi sahnesinde alkışlanmak yatıyor
İŞTE İNSAN
Yasemin SALİH
yasemin.salih@sabah.com.tr
Henüz altı yaşındaki daha okuma yazma bilmeyen, kocaman mavi gözlü güzel kız babasının elinden tutup tam bir yıl boyunca TRT Ankara Radyosu’nun kapısını aşındırdı. Radyo tiyatrosu için çocuk oyuncu alınmak üzere sınav başlatılmıştı. Ve sınav tam bir yıl sürdü. Senelerden 1992’ydi. Aklında bale yapmak, piyano çalmak gibi başka sanatsal faaliyetler de olan Didem adlı bu küçük kız, sınavı kazandığında zorlukla okuyup ezberlediği rolleri radyo tiyatrosunda oynamak için her Cuma saat tam 17:00’de binada bulunmak zorunda olduğunu henüz bilmiyordu... Geçtiğimiz Cuma günü vizyona giren Çakallarla Dans filminin başrol oyuncularından Didem Balçın’ın kariyeri işte böyle bir hikayeyle başlıyor. Gerisini de oyuncudan dinleyelim...
Babanız da Ankara Radyosu’nda çalışıyormuş. Meslek seçiminde aileniz mi yönlendirdi sizi?
Öyle sayılır. Bu konuda şanslı olduğumu düşünüyorum. Babam TRT Ankara Radyosu spikerlerindendi. Çocukluğum radyo tiyatrosunun hala çok önemli olduğu dönemi yakalar. Ben altı yaşındayken de TRT Çocuk Kulübü için sınav açıldı. Tam bir yıl sürdü. Hem ses, hem duygu hem de yeteneklerimizi değerlendirdiler bu süreçte. 10 aşamalı bir sınavdan geçtikten sonra yine çok uzun süren bir eğitime başlattılar bizi. Ve bence konservatuarı bitirene kadar da bu eğitim sürdü. Yedi yaşındayken küçük rollerle yayına girmeye başladım. Daha okuma yazmayı yeni öğrenmiştim ve çok yavaş okuyordum ama her Cuma okuldan sonra saat 17:00’de o binada olmaktan hiç bıkmadım.
TRT bu anlamda genç yeteneklere ne tür fırsatlar sunuyordu?
Öncelikle her dönem karnelerimizi görmek istiyorlardı. Kötü notu olanlara uyarı veriyorlardı çünkü akademik eğitimimizin olumsuz etkilenmesini istemiyorlardı. Ben daha çok TRT’ye karne götürürken sıkıntı çekiyordum. Ailemden önce onlar karnemi görüyordu. Yöneticiler de sürekli bizi gözlemliyordu. Dokuz yaşına geldiğimde TRT’de Çocuk-Genç haberi sunmak için seçildim. UNİCİF’in yarışmasında mansiyon aldım. TRT yöneticilerinden önce babam sürekli eleştirip yönetmenlere hatalarımı gösteriyordu. Ama iyi de öyle yapmış diyorum.
Çocuk ünlü sendromu yaşadınız mı?
Hayır, buna ailem izin vermedi aslında. Bana hep ‘sen şöhret değilsin, daha eğitim görüyorsun’ diyorlardı. Okulda öğretmenimiz “ailesinin geçimine katkıda bulunan var mı?” diye sorduğunda elimi kaldırmıştım. Çünkü para kazanıyordum. O yaştan beri de kendi paramı kazandım.
Üniversite için tercih yapmakta zorlanmamış olmalısınız?
Elbette. Ne istediğimi biliyordum. Oyunculukla ilgili yetenek sınavlarının hepsine girdim. Bu konuda TRT net work’ü çok işime yaradı. Benden iki dönem önce olan Rojda Demirer’in tiyatro bölümündeki sınıfı beni sınavlara hazırladı örneğin. Sonuçta Ankara Üniversitesi Dil Tarih Coğrafya Fakültesi Tiyatro Bölümü’nü kazandım. Bu da büyük şans çünkü hayalini kurduğum mesleğin eğitimini aldım. Ekonometri okusaydım sanırım çok mutsuz bir insan olurdum.
Dizilerde oynamak sizi zorladı mı?
Dizilerde oynayana kadar yaptığım işlerle sonrasındaki işler birbirine hiç benzemiyor. Aslında oyunculuğun hiçbir türü birbirine benzemiyor bence. Çok farklı dünyalar. Reklam filminde de oynasam ilk kez yapıyormuşum gibi heyecan ve tedirginlik duyuyorum. Çünkü oyunculuk sürekli yeni bir deneyim demek. Oyuncu olan biri “dizilerde rol almak” gibi bir hedef edinemez. Hedef her seferinde bir zorunu yapmak olmalıdır. Ancak bu şekilde egonuzu alt edebilirsiniz.
Bu sırada hayal kırıklıkları da çıkar mı karşınıza?
Elbette. Çıkmaması mümkün değil. Bu yüzden farklı farklı alanlarına kayıyorum bu işin. Örneğin bu yıl iki çocuk kitabını çocuk tiyatrosu haline getirdim. Şirketlere tiyatro eğitimleri veriyorum.
Ne zamandır yapıyorsunuz bunu?
Geçen yıl Denizbank’la çalıştım. Bu yıl denetim şirketi PricewaterhouseCoopers’ta drama akademisi kurdum. Beş ay birlikte çalışacağız. Vokal Eğitim diye bir şirketle işbirliğimiz var. Mart ayındaki Dünya Tiyatrolar Günü’nde bir oyun sahneleyecekler ve gelirini çocuklara bağışlayacaklar. Denetimciler çok zeki, algıları çok yüksek insanlar. “Bizi çok sıkıcı buluyorlar ama öyle değiliz” diyorlardı, gerçekten de değillermiş. İşimi çok kolaylaştırıyorlar. Bir kez daha gördüm ki her insanın içinde bir sahneye çıkıp kendini gösterme isteği yatıyor.
Oldukça fazla dizide rol aldınız, peki tiyatro nasıl gidiyor?
Geçen yıl kendi tiyatromuzu kurduk. Adı Tiyatro Dan. Aydın Şanlı ve Nergis Öztürk’le birlikte giriştik bu işe. Nergis zaten sınıf arkadaşımdır. Bunu Yapan İki Kişi adında kadın erkek ilişkilerini komik bir şekilde anlatan bir oyun sergiliyoruz.
Kolay bir iş mi tiyatro kurmak?
Değil aslında. Nergis’le böyle bir hayalimiz vardı. Kendi işimizi yapalım istiyorduk. Bir senaryo ortaya çıktı, çevremiz sayesinde bir hafta dekor tamamlandı. Bunları dizilerden kazandığımız parayla yaptık. Sonra da sahne arayamaya başladık. Levent Kırca provalarımızı izledi ve mutlaka sahnelemelisiniz dedi. Birkaç gün sonra da gelip “Akatlar Kültür Merkezi’nde size prömiyer tarihi aldım, kiranızı da ödedim” deyince havalara uçtuk. Sonrasında süreç bir şirket kurar gibi işledi. Beşiktaş Belediyesi bize Afife Jale Sahnesi’ni tahsis etti. Bir yıldır burada oynuyoruz.
Bu işten para kazandınız mı?
Evet, kazandık. Kimse ‘tiyatrodan para kazanılmaz’ demesin. Kazanılabiliyormuş, gördük. Tabii ne beklediğiniz önemli. Tiyatro günlük hayatınızı devam ettirmenizi sağlıyor, ama altınıza araba çekmiyor. Biz turnelerde masraflardan sonra elimizde kalacak ve bizi geçindirecek kadar kazandık.
Çakallarla Dans’tan biraz bahseder misiniz?
Bu bir komedi filmi. Murat Şeker yönetti. İlker Ayrık, Şevket Çoruh, Timur Acar, Murat Akkoyunlu ve ben başroldeyiz. Zaten filmin güzelliği de burada. Tek yıldıza sırtını dayayan bir yapıt değil. Bir mahallede dost olan dört erkek ve onlardan birinin hırslı, fettan karısı (Fatma, yani ben) sayesinde bulaştıkları çakallar dünyasındaki mücadelelerini anlatıyor. Fatma karakteri çok dişi, zeki, kocasına dediğini yaptırıyor. İnşallah bir milyon seyirciye ulaşan bir film olur.
Mesleki gelişiminize katkı için planlarınız var mı?
Yurt dışında eğitim almayı, başka ülkelerdeki oyunculuk anlayışını görmeyi çok istiyorum. Bence bu konuda eksiğim var. Bir şehirden başka bir şehre gittiğinizde bile oyunculuk mantığının değiştiğini görüyoruz, ülkeler arasındaki farkları göz ardı etmememiz gerekir. Bu bana yeni bir ufuk açacak.
Peki şu anda önünüzdeki en büyük hedef nedir?
Kendimize ait bir sahnemiz olsun istiyoruz. Kafeleri olan, bir takım etkinliklerle zenginleşen iyi vakit geçirilecek bir tiyatromuz olsun istiyoruz. Bunun olacağından da eminiz. Çünkü sahne bir oyuncunun kendini en iyi hissettiği yerdir. Sinemada yönetmen sizi gösterir, dizide senarist öne çıkarır ama tiyatro er meydanıdır. Bu yüzden kimse gelip ‘kızım tiyatrocu olmak istiyor’ demez, ‘kızım dizilerde oynamak istiyor’ der.
Hiperaktif ve sosyal bir insanım!
• Çevremdekilerden birini arasam hemen “hah şimdi ne ürettin, yine bir şeyler düşündün” der. Sürekli bir yerlerde olmayı, birilerini de yanımda sürüklemeyi, aldığım bir teklif ya da aklıma gelen bir fikir olduğunda bundan çok fazla insan yararlansın diye zincir oluşturmayı seviyorum. Bunun için özel bir çabam yok doğam böyle.
• Yakında teyze oluyorum, ailem benim için çok önemli. Ailecek büyük heyecanla yeğenimi bekliyoruz.
• Kalırsa boş vakitlerimde kendimle baş başa olmayı, boş boş duvara bakabilmeyi de bazen seviyorum.
• En önemli malzemem fiziğim. Bu yüzden mutlaka spor yapıyorum. Ençok yüzüyorum.
• Tatillerde yurt dışına gitmeyi seviyorum ama benim için kiminle gittiğim ve orada neler yaptığım çok önemlidir.
• Gece dışarı çıkmaktan çok hoşlanmam. Arkadaşlarla doğum günü gibi kutlamalar olduğunda elbette eğlenmeyi severim ama eğlenmek için her akşam bir yerlerle çıkmayı, çok içki içmeyi gerekli görmüyorum.
• Uyumayı çok sevmem. Özellikle sabahları günü erken yakalamak isterim, erken kalkarım.



del.icio.us
Digg
Facebook
Google
Myspace
Yahoo
Yorumunuzu Ekleyin