Engelleri aşıp rock’a “Sahip” çıktılar
Beş yıl önce arkalarında üç albüm bırakarak dağılan Kurban grubu, Sahip adlı albümle yeniden doğdu. Arkeolog, endüstriyel tasarımcı ve müzisyen gençlerden oluşan Kurban üyeleri için eğitimin sonu yok gibi görünüyor
işte genç – 03.05.10Onur UYSAL
onur.uysal@sabah.com.tr
1997 yılıydı... “Cockroach” yani ‘hamamböceği’adıyla kurulan ve farklı mekanlarda İngilizce şarkılar icra eden grup önce ismini “Kurban” olarak değiştirdi ardından da daha önce katılıp ipi göğüsleyemediği Roxy Müzik Yarışması’nda bir kez daha şansını deneyip üçüncü olmayı başardı. 1999 yılına gelindiğinde ilk albüm raflarda, Kurban ise Metallica’nın İstanbul konserinde alt grup olarak sahnede yerini aldı. 2002’de Sert, 2005’te de İnsanlar albümleriyle birlikte bir de kötü haber geldi gruptan. Ayrılma kararı alan grup elemanları müzik kariyerlerine farklı projelerde devam etti. Ancak kısa süren ayrılığın ardından grup yeniden birleşti ve konserler vermeye başladı. 2010 yılında ise özlem sona erdi ve yüksek volümle dinlenmesi tavsiye edilen “Sahip” adlı yeni albüm nihayet çıktı. Küllerinden doğan “Kurban” grubunun ‘hepsi okumuş’ elemanları ise son yaptıkları “kıyakla” sahip çıkılması gerekenler arasına “severek yapılan işi”i de aldı.
Kendinizi hatırlatır mısınız bize? Unutan varsa tabii…
Kerem Tüzün (Bas gitar): 1971 doğumluyum. Mimar Sinan Üniversitesi Sanat Tarihi ve Arkeoloji bölümü mezunuyum. Ayrıca İstanbul Teknik Üniversitesi Mimarlık Tarihi ve İTÜ MIAM’da Tonmaysterlik yüksek lisans programlarını tamamladım.
Özgür Kankaynar (Gitar): 1975 yılında Sivas’ta doğdum. 2000 yılında Kurban grubuna katıldım. Bilgi Üniversitesi Müzik Bölümü’nü bitirdim. Babamın bağlama çalıyor olması ve evde makara tape’den dinlenen şarkılardan etkilendim, müziğe ilgi duydum. Ortaokulda ilk gitarımı yine babamın sayesinde alarak müzikle tanışmış oldum.
Burak Gürpınar (Davul): 1975 İstanbul doğumluyum. Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Endüstri Ürünleri Tasarımı bölümü’nü bitirdim. Doğduğum andan itibaren müziğin içinde buldum kendimi. Babam müziği bırakmış olsa da evde enstrüman vardı. Onun bu konuya duyduğu ilginin yanı sıra etrafımızda da daima pek çok müzisyen olurdu. Ortaokuldayken okulumuzun müzik odasında ilk kez yakınlaştım davulla. Daha önce görsel olaylara aşırı ilgim vardı ancak davulla beraber olayın dengesi biraz değişti. Kendime bir enstrüman edinene kadar kiralık stüdyolarda geçti hep zaman.
Kendinize belirlediğiniz ilk meslek hedefi neydi? Gençlik dönemlerinde bu hedeflerde değişiklikler oldu mu?
Kerem Tüzün: Doğrusunu söylemek gerekirse meslek ve kariyer konusunda çok da bilinçli ve planlı hareket etmedim. Belirli hedeflerim olmadı, akışına bıraktım diyebilirim. O akış içinde de bazı seçimler yaptım, sonucunda da şimdi bulunduğum yerdeyim diyebilirim.
Deniz Yılmaz: Önce sporcu olmak istedim, zaman ilerledikçe de oyuncu. Ama en son tercihim müzikten yana oldu. O gün bugündür de gitar çalıp şarkı söylüyorum. Aslında hiçbir zaman değişim yaşanmadı, yalnızca farklı seçimler yapıldı. Doğası gereği ben zorlamadım, kendisi beni içine çekti.
Özgür Kankaynar: Küçükken aslında ressam olmak istiyordum. Sonrasında – ilginçtir ki – bisiklet yarışçısı olmak istedim hep. Ama “Iron Maiden” isimli grubu tanıyıp dinlemeye başladıktan, kısaca ‘rock’ müziği keşfettikten sonra asıl aradığım şeyin müzik olduğunu fark ettim.
Burak Gürpınar: Çizime meraklıydım ve onunla ilgili daha aktif bir işim olacağını düşündüm hep. Ama yaşananlar bizi buraya getirdi. Tabii içimde hala var o bastırdığım istek. Bir şekilde gelecek dönemde daha belirgin olarak çıkacak dışarı illaki.
Eğitimle ilgili gelecek planlarınız var mı?
Kerem Tüzün: Belki akademik olmasa da müzik konusunda her türlü bilgi ve birikimimi derinleştirmek isterim aslında.
Deniz Yılmaz: Düşünmüyorum hayır. Şimdilik böyle bir planım yok.
Özgür Kankaynar: Eğitimimle ilgili farklı bir şey yapacağımı zannetmiyorum. Fakat ileriki dönemde uygun bir zaman bulabilirsem Fransızcamı ilerletmeye yönelik bir takım girişimlerim olabilir.
Burak Gürpınar: Hangi okula ne için giderim bilmiyorum ama öğrenmenin sonu olmadığı ve aşırı olan merakımı dindiremediğim için daha çok ders alacağım kesin.
Şu anda lisede olsaydınız hangi mesleği yapmak isterdiniz ve hangi okulda okumayı hedeflerdiniz?
Kerem Tüzün: Liseye dönmek mi? Ben pas geçebilirim! Ama üniversite olabilir. O zaman da bir konservatuar seçebilirdim.
Deniz Yılmaz: Şu anda lisede olmak hiç istemezdim!
Özgür Kankaynar: Botanik ile ilgili bir okul hatta iş bile olabilirdi o yıllara geri dönme imkânım olsaydı.
Burak Gürpınar: Sanırım lise yıllarına geri dönmek istemiyorum ben de.
Peki “Kurban” ilk kez nasıl bir araya geldi?
Deniz Yılmaz: Aynı mekânda çalan iki ayrı gruptuk aslında biz. Daha sonra bu iki grubun bir kısım üyeleri bir araya geldik ve “daha ne kadar başkalarının şarkılarını icra etmeye devam edebiliriz ki?” sorusunun karşılığı olarak da Kurban’ı kurduk.
Müzik kariyeriniz ve grup olma hikâyenizde kırılma noktası sayabileceğiniz anlar oldu mu?
Kerem Tüzün: Bana sorarsanız, Deniz'in Türkçe sözlü şarkılar yazmaya başlaması ve bunun tam da yerini bulmuş olması kırılma noktası oldu bizim için. O noktadan sonra biz de Türkçe düşünmeye başladık çünkü.
Deniz Yılmaz: Birçok kırılma noktası var aslında. Kurban üyelerinin askerlikleri, dağılma, zaman kaybettiren teknik yetersizlikler vs. Bunların tamamı grubun kaderini etkileyen ve belirleyen anlardı.
Özgür Kankaynar: Benim için müzik kariyerimde kişisel kırılma noktası 2000 yılında Kurban grubuna katılmış olmamdır.
Burak Gürpınar: 2005 yılında yaşadığımız dağılmanın haricinde çok ani bir kırılma noktası yok aslında. Yavaş yavaş gelişiyor her şey. İnceden dalgalı.
Bu süreçte sizi en çok zorlayan ne oldu?
Burak Gürpınar: Ortalama düşüncenin biraz dışına çıkıp az da olsa farklı bir şeyler üretmek konusunda ısrarcı olduğunuzda, farklı birçok başlıkta olayların akışı sizi dışarıda tutabiliyor. Normal denen şey, farklı bir şey üretmek isteyen kişinin hayatını saçma bir şekilde zor hale getirebiliyor. Bu da günlük hayattaki ihtiyaçlarınızı edinmenizde sıkıntı yaratabiliyor haliyle.
Kerem Tüzün: Benim için zaman ve imkân parametreleri genelde paralel işlemedi.
Deniz Yılmaz: Teknik ve maddi yetersizlikler diyebilirim. Yaşadığımız ülkede ulaşmak istediğimiz teknik ekipmana sahip olmanın zor olması. Kaldı ki zor ulaşılan şeylerin bedeli büyüktür ve biz birçok şeyi ithal ettiğimiz için genelde çok pahalıya geliyor. Çoğu zaman da alamıyoruz aslında.
Özgür Kankaynar: Kendimi müzikal olarak ifade etmek biraz zamanımı aldı.
Niçin “Kurban” beş yıl ara verdi? Bu zaman zarfında müzikle olan ilişkiniz nasıl devam etti? Grup “dağıldı ve tekrar birleşti” demek doğru mu?
Kerem Tüzün: Dağıldık mı ara mı verdik geçmişe bakınca ben de tam çıkartamıyorum. Bu dönemde dahi her daim müzik oldu ama hayatımızda.
Deniz Yılmaz: Ayrı kaldığımız dönemde de faal olarak müzik yaptım. Hatta başka bir grupla albüm bile çıkardık.
Burak Gürpınar: Grup ara verdi demek daha doğru sanki. Boş durmadık hiç aslında. O ara Athena grubunun iki albümünde çaldım, onun haricinde deneysel bir proje olan Kujo’yu kurduk iki yıl kadar önce.
Ve yeni albüm “Sahip”… Nasıl bir tanımlama yapmak mümkün albüme dair?
Kerem Tüzün: Onu dinleyenlerden bekliyorum
Deniz Yılmaz: Tam zamanında çıktı diyorum, güncel olayları düşünerek bir sonuç çıkarabilirsiniz.
Özgür Kankaynar: İşitsel ve görsel insanlık bildirimi hatta bir sanat eseri.
Burak Gürpınar: Biraz dikenli galiba.
Kurban’ın bundan sonraki yol planı nasıl? Örneğin bir “Eurovision’ teklifi gelse nasıl bakarsınız?
Kerem Tüzün: İlk olarak albümümüzün biraz keyfini sürmek ve konserlerle onu paylaşmak. Eurovision mu? Benden pas, Kurban ve Eurovision bence birbirine uyacak materyaller değil.
Deniz Yılmaz: Sıkıntı çekmeden konserler vermek ve zamanı geldiğinde zorlanmadan albüm yapabilmek. Eurovision’a nasıl bakarım? Eee, şöyle bakarım, şu şekilde, görebiliyor musunuz?
Burak Gürpınar: Eurovision hiç bize göreymiş gibi gelmiyor bana da. Koreografi çalışmak yerine daha önce hiç çalmadığımız herhangi bir yerde çalmayı ya da yeni bir şeyler kaydetmeyi tercih ederim.
İş dışında yapmaktan hoşlandığınız aktiviteler neler? Beğendiğiniz ve kendinize örnek aldığınız isimler kimlerdir?
Kerem Tüzün: 650 cc’lik Yamaha motorum... Her fırsatta üstündeyim. İsim vermeyeceğim ama sevdiği işi yaparak geçinen ve bu durumun verdiği huzuru yansıtan insanları takdir ediyor ve özeniyorum.
Deniz Yılmaz: Bu ara çok sık sinemaya gidiyorum. Merak ettiklerimi araştırıp bulmakla zaman harcıyorum. Bu yüzden İnternet fazlasıyla vaktimi alıyor diyebilirim.
Burak Gürpınar: Aşırı miktarda belgesel tükettim bir ara ama şimdi tempoyu biraz düşürdüm. Gereksiz bir meraklı halim var. Sürekli bir şeyler araştırıyorum internet’te. Bol bol film izliyorum. Arada çok tutulmadan oyun oynuyorum bilgisayarda. Görsel bir takım üretimler de oluyor çok aktif olmasam da. Örnek almak konusunda bir çok kişiyi farklı yönleriyle takip ediyorum, bu yüzden isim vermeyeyim.



del.icio.us
Digg
Facebook
Google
Myspace
Yahoo
Yorumunuzu Ekleyin