Tarih: M.S. 05.03.2010: Gripin’in yeniden doğuşu
Bir iç mimar, bir malzeme mühendisi ve iki iktisatçı Bronx’ta buluştuğunda “kaderin” onları üç albüm ve onlarca konserle taçlandıracağını bilmiyordu.
iste genç – 29.03.10Yasemin Salih
yasemin.salih@sabah.com.tr
Hüzünden doğan şarkılar coşturuyor
Bir iç mimar, bir malzeme mühendisi ve iki iktisatçı babalarının uzun yıllardır arkadaş olduğunu bilmeden ünlü müzik bar Bronx’ta buluştuğunda “kaderin” onları üç albüm ve onlarca konserle taçlandıracağını bilmiyordu. “Hadi grup olalım” dediklerinde ise ilanındaki kadına aşık oldukları ilaç markasını kendilerine isim seçtiler…
Bu kez dört kişi… Bu kez şirket Avrupa Müzik. Bu kez daha kurumsal, daha stratejik, daha yaşanmış, daha kararlı, daha… daha… M.S. 05.03.2010… Birçoğunuzun bu tarihte doğmuş sevdikleri vardır ya da çok değer verdiği bir olayın yıl dönümü olabilir… Üç yıldır albüm yapmayan rock müzik grubu Gripin içinse kendi deyimleriyle “gerçek bir milat” bu tarih. Bu nedenle albümün kapağında bir isim arayanlar boşuna evirip çevirmesin, yanlış görmüyorsunuz, albümün adı M.S.05.03.2010.
Gripin’le albüm çıkar çıkmaz sıcağı sıcağına konuştuk. Yonca Evcimik’in dediği gibi hepsi “okumuş çocuk”. Hepsi İstanbul’da büyümüş. 10 yıldır birbirlerini tanıyorlar, birinin bir bakışıyla gülme krizine girebilecek kadar esrarengiz bir birliktelikleri var üstelik…
Gerçek bir milat gibi kendinizi yeni baştan tanıtır mısınız üniversite gençlerine?
(Murat Başdoğan) 26 Aralık 1981’de doğdum. Şişli Terakki Lisesi mezunuyum. Müzik hayatına da ortaokul yıllarında başladım. Gitarla başlayan serüven, lise yıllarında bazı okul festivallerinde devam etti. Bir süre sonra zevkler ayrılmaya başladı tabii. Bu arada okulda hocalarımızın zoruyla lise etkinliklerinde marifetlerimizi sergilemek üzere Flamenko dersleri almışlığım var. Liseden sonra arkadaş çevresiyle rock müziğe duyulan ilgi başladı. Bir grup kurduk ve lise festivallerinde çalmaya başladık. Ailem başlarda pek yanımda yer almadı. Onlar, rock tarzının Türkiye’deki yeri ve benim geleceğim konusunda telaşlıydılar. Ama yavaş yavaş yatıştılar. Okulu devam ettirdim, Mimar Sinan İç Mimarlık Bölümü’ne girdim. Orada bir yandan da müzik çalışmalarına devam ettim. Hafta sonlarında canlı müzik dinliyordum, bu mekanlardan biri de Bronx’tu. Birol’lar da orada çalıyordu.
Siz daha erken yol almışsınız anlaşılan müzik konusunda…
(Birol Namoğlu) E çünkü ben 1978 doğumluyum. En yaşlıları benim. Ben de İSTEK Vakfı’nda liseyi bitirdim. Yıldız Teknik Üniversitesi’nde malzeme mühendisliği okudum, ardından Galatasaray’da işletme yüksek lisansı yaptım. Bu sırada müzik hep vardı hayatımda ve bir yandan da özel bir şirketin ihracat bölümünde altı yıl kadar çalıştım. Müzik, hayatıma ortaokul yıllarında tamamıyla kız tavlamak amacıyla girdi. Lise festivallerinde çaldım, üniversitede de devam ettim. Evren’le önceden müzik yapmaya başlamıştık, 98’de ara verdik, 99’da dayanamadık yine bir araya geldik ve ‘grup kuralım’ dedik. O zamanlar küçük bir müzik bar olan Bronx’ta çalmaya başladık. Grubun adını tesadüfen bulduk. Son gece stüdyodan eve giderken hala grubun ismi yoktu, bir binanın üzerinde Gripin reklamı vardı. İlandaki kadına vurulduk ve bu olsun dedik. Dört yıl boyunca her cumartesi Bronx’ta çaldık. Bu arada grup üyeleri değişti, İlker’le Burak da geldi.
Senin onlara katılman nasıl oldu?
(Murat Başdoğan) Ben sadece Birol ve Evren’i izliyordum ama tanışmıştık da aynı zamanda. Birgün gitaristleri gelmedi ve beni aradılar ‘gelir misin’ diye. Bir cumartesi akşamıydı. Gittim o akşam çaldık ve devam ettik. Aslında aileler tanışıyormuş, babalarımız çok uzun süredir arkadaşmışlar ama biz bunu bilmiyorduk. Çalışmalarımız devam etti ve 2004 yılında hiç planlamadığımız halde bir arkadaşımız şirket kurdu, o markanın altında ilk albümü yaptık.
Sancılı oldu mu bu süreç?
(Murat) Bizim için beklenmedik olan müzik yapmamız albüm çıkarmamızdı. Çünkü böyle bir niyetimiz yoktu ama işler öyle plansız gitti ki… Belki başarı da bundan kaynaklandı. Bir hedefimiz olmadığı için hızlı ve kolay, sancısız oldu her şey. Parçalarımız vardı zaten, üç ay içinde albüm çıktı.
İlk albümün sonuçları size yetti mi?
Bugün baktığınız zaman bir havuza düşünmeden, içinde ne olduğuna bakmadan atlamak gibiydi. Bir bar grubuyduk ve ilk albümümüz de bizi mutlu etti. Ama sonra bakınca gördük ki havuz değil bir okyanusmuş ve bu iş çok daha büyük bir işmiş. 2007’de ikinci albümü çıkardık ve bu arada Anadolu’da çok sayıda konser verdik. İkinci albümde daha bilinçliydik. Araya askerlik girdi, askerlik hepimiz için kariyerimize karar verdiğimiz, hayatımızı yönlendiren bir deneyim oldu.
Neydi bu deneyimden çıkan karar?
Başka bütün işleri bırakıp müzik yapmaya karar verdik. “En ciddi işimiz müziktir” dedik. Bu şekilde bizimle birlikte yola devam edecek arkadaşlarla yürümeye karar verdik. Bu nedenle arkadaşımız Evren gruptan ayrıldı çünkü o bizim kadar müziğe mesai veremeyeceğini söyledi. O reklamcıydı, işleri yoğundu. Sonuçta bu yapılanmayı gerçekleştirdik, ardından şirketimizi değiştirdik. Altı yıllık şirketimizden ayrıldık ve herkes kendi yolunda yürümeye karar verdi. Sancılı bir ayrılık oldu.
Burada işler çok kolay ilerlemiş görüntüsü var? Sizi gerçekten zorlayan olay neydi?
(Birol) Aslında bugün baktığımızda görüyoruz ki, bizim taktik doğruymuş. Taktik dediğimiz de şu, bu ülkede bir kere diplomanızı cebinize koymanız gerekiyor. Bu bir B planı. Önceleri müzik B planıydı, sonra öne geçti. Biz biraz arkadan dolandık. Pişman olmamak, daha sonra “neden yapmadık” dememek için böyle bir karar verdik.
(Arda İnceoğlu) Bir de delilik yani bu. O kadar oku, çalış sonra bütün bunları bırak müzik yap. Hiçbir şeyin geleceği belli değil ama müziğin daha çok belirsizliği var.
Söz hazır size gelmişken, kısa bir özgeçmiş lütfen…
(Arda) Grubun en küçüğüyüm, 1982’de doğdum. Ben de ortaokulda başladım, eh evet çapkınlık yapma niyetiyle başlıyorsunuz önceleri. Okulda avantaj böyle şeyler. Lise boyunca da devam etti. Ben zaten öyle çok sorumluluk sahibi biri değilim. Ders çalışmam gerekiyor diye çalışmam. Mecbur olduğum için bir şeyi yapmaktan hoşlanmam. Liseden sonra okul çıkışı, kafeteryada hocaları yakalayarak bir iki not almak yoluyla liseyi bitirdim. Kocaeli Üniversitesi Kimya Bölümü’ne girdim ama atıldım. Şimdi Anadolu Üniversitesi’nde işletme okuyorum. 2002’de katıldım gruba. Önceleri de arada bir çalıyordum onlarla.
Sizin bu askerlik sonrası kararınızı aileler nasıl karşıladı?
(Birol) Benimkiler ikinci albümde “bu çocuk müzik yapacak her halde” demeye başlamıştı zaten. İşe hobiden daha ciddi bakmaya başlamışlardı. Zaten şu anda Türkiye’de özel şirketlerde çalışanların da bir garantisi yok. ‘İşe girsen de garantisi olmayacaktı’ dedi babam. Şu anda devamlı bir kazancımın olacağı belli değil ama kimsenin değil ki zaten.
(Murat) Askerden önce de bizden daha çok takip eder olmuşlardı. ‘Sen bilirsin’ diyorlardı ama yine de “acaba”ları vardı. Sonra ödüller geldikçe heyecanlandılar. Bir de yaptığımız iş, bu müzik türü, ülkemizde az sayıda insanın yaptığı bir iş. Aşık olduğumuz bir işi yapmak bize kendimizi şanslı hissettiriyor. Sabah kalkıp, istemediğim bir iş yerine gitmek yerine müzik yapmaktan çok mutluyuz. Konsere çıktığımız anda dünyanın en mutlu insanı oluyoruz.
Böyle birkaç arkadaşın bir müzik grubu kurarak başarılı olmaları için bu işe çok inanmaları yeterli mi?
(Birol) Biz bir kere çok şanslıydık. Biraz “kader” denilebilir. Çok kaderci değiliz elbette ama çok şanslıydık gerçekten. Birbirimizi bulmamız, barda çalmamız, albüm yapmamız gibi durumlar şanslı olduğumuzu gösteriyor.
(Arda) Bizim farkımız, bunu hedeflemedik, okullarımızı okumaya odaklandık, çok zorlamadık, yavaş yavaş gittik belki ondan bu kadar kolay geldi. Gemileri yakıp bu işe odaklanmadık yani. Hala bir başka gemimiz limanda bekliyor, alternatif olarak.
İşin maliyet kısmından bahsedelim biraz da…
(İlker Baliç) Başlangıç maliyeti alet edavat alırken oluyor. Biz barda çaldığımız için bir alt yapımız vardı. Ama zaten biz o zamanlarda, daha albüm çıkmadan gazetelerde haber olan bir gruptuk. Bu bizim artımız oldu, çünkü İstanbul’da Gripin adı biliniyordu, bu İstanbul dışında da yayılmaya başlamıştı. O zaman o kadar çok grup yoktu, şimdi çok daha fazla var.
(Birol) Bu arada İlker de Kadıköy Anadolu Lisesi mezunu. Lisansını İstanbul Üniversitesi İngilizce İktisat Bölümü, yüksek lisansını da Marmara Üniversitesi İktisat Bölümü’nde yaptı.
Peki karlılık nasıl keşfediliyor?
Şirket olarak bakarsanız, bize ait olan stüdyonun kira bedeli, vergi ve sigortalar var, bizim için çalışan insanlar var, beş kişi… Grupların albüm yaptığınız şirketlere karşı yükümlülükleri var. Aldıkları komisyon oranları değişiyor. Grup mu, kaçıncı albüm, şarkıları kendilerinin mi gibi kriterlere göre belirleniyor. Genelde bize yatırım yapıyorlar… Önceleri biz de belli bir yerinde giderlere ortaktık ama şimdi değişti. Tam olarak olamasa da bunu dışarıdan kredi almaya benzetebiliriz. Ama krediyi verenler bankalar değil, işin uzmanları. Avrupa müzik gibi şirketler. Biz de sonra başarılı olunca bu borcu ödüyoruz.
Bu işten çoook para kazananlar var mı?
Şarkıcının hedefleri önemli. Hayat standartları… U2’nun kazançları gibi bir durum yok tabii burada. Onlar iki yılda 360 derece bir turne yapıyor ve bundan 120 milyon dolar kazanıyor. Böyle bir durum yok başkalarında. Yani dünyada tavan yıllık 60 milyon dolar denilebilir. Daha çok fırın ekmek yememiz lazım.
Peki albümlerden kazandıklarınız size yeterli geliyor mu?
İlk albümde yeterli olmadı tabii. İkinci albümde iyiydi. Fazla değil, az da değildi. Türkiye’de zaten bu tür müzik yapan ve bir albümle ev alan pek yok sanırım. Grupsa daha da zor. Gayet güzel yaşar, güzel yemek yersiniz.
“Milat” dediğiniz yeni albümden ne bekliyorsunuz?
Bol konser. En çok keyif aldığımız tarafı bu. Alkış, seyircinin yüzünü görmek, onların bizim duygularımıza eşlik etmesi… Bunlar muhteşem şeyler, en büyük motivasyon kaynağmız. Başka yan unsurlar da önemli olabilir belki ama çok popülerlik, çok konser işimizi ne kadar doğru yaptığımızı gösteriyor bize. Bunu yapmaya devam edelim diyoruz.
Bu albümün farkı ne olacak?
Çok da planlı programlı gidemiyorsunuz. İçinizden ne geliyorsa onu yapıyorsunuz. Çok da inovatif yanı yok. Kafkas enstrümanları falan kullandık ama bunu kendi keyfimiz için kullandık, huzur bulduk. Bunun ticari anlamda bir fark yaratacağını sanmıyorum. Bir şarkıyı yaparken başından satar diye hesaplayarak, şurasına şu girsin burasına bu girsin diye planlı yaptığınız zaman ortaya çıkan şey genelde kullanılmıyor. O yüzden daha çok herkes içinden geleni ortaya döküyor. Parçalar farklı ama bu bizim yaşımızın artık ilerlemesiyle, yaşadıklarımızla ilgili.
Özellikle beste yapan var mı?
Hayır, hepimiz yapıyoruz. Önce müzik çıkıyor sonra sözlerini yazıyoruz.
Gripin’in ortak tavrı, karakterini nasıl anlatabilirsiniz?
Eğlenceli bir grubuz ama şarkıları hüzünlü dönemlerimizde yapıyoruz. Çünkü kimse mutluyken şarkı yapmaz. Hüzünlüyken üretiyorsunuz. Sonra üretip mutlu oluyorsunuz, sonra tekrar hüzünlenip üretiyorsunuz ve böyle bir eğriyle gidiyor.
Birlikteliği uzun süreli kılmak için aranızda yazılı olmayan anlaşmalar var mı?
Birimizin diğerinden daha fazla kazanması söz konusu değil. Beraberliğimizi korumak için aramızda sırlarımız var. Bahsettiğiniz kuralları çok uzun süre uygulamadık. Ama yavaş yavaş beliriyor.
Yaşam tarzlarınız benzer mi?
Çok benziyor… 10 yıllık birlikteliğimiz var. Olgunlaşma sürecini birlikte geçirdik. Kendi aramızda bir dilimiz var. Biz gülmekten yerlere yatarken başkaları bize anlayamaz gözlerle bakabilir. Onu sadece biz anlarız. Bir bakışla birbirimizi anlarız. Söze gerek kalmadan derdimizi anlatabiliyoruz.
Roka, balık, süt!
- Tatiller için Bodrumcuyuz. Ya da Urla’ya gitmeyi seviyoruz.
- Kısa süreli ama gezgin türü tatilleri de seviyoruz.
- Roka, balık ve –süt- seviyoruz.
- Geziyor, gittiğimiz her yerde neyi meşhursa onu denemeyi seviyoruz.
YENİ BAŞLAYACAKLARA İNCİLER
• Önce diplomanızı alın, okulunuzu bitirin.
• Sevmediğiniz bir bölümde okuyor ve birinci ya da ikinci sınıftaysanız sevdiğiniz bölüme geçmek için elinizden geleni yapın.
• Müziğe çok çok seviyorsanız girin, gerçekten sevmiyorsanız hiç girmeyin çünkü kolay iş değil. Albüm stresleri, hazırlıkları çok çok çalışmak gerektiriyor.
YENİ ALBÜMÜN KÜNYESİ
ADI: M.S.05.03.2010
ŞİRKETİ: Avrupa Müzik
PARÇALAR: Akşamlar, Beş, Gözyaşlarım Değil Onlar, Durma Yağmur Durma, Koca Çınar, Gidenin Dostu Olmaz, Müsait Bir Yer, Sal Sensizliği Üstüme, Sen Gidiyorsun, Yolcu Yolunda Gerek.



del.icio.us
Digg
Facebook
Google
Myspace
Yahoo
Yorumunuzu Ekleyin