İki programla genç yetenekleri avlayacak
Vodafone, Genç Yetenekler Programı’na 2010’da 30 üniversiteli alınacak. Ocak ayında başlayacak süreci ve işe başvuru tüyolarını İK Müdürü Rengin Onay anlattı
işte genç – 28.12.09Savcı baba ve avukat bir annenin çocuğu olarak Hakkari’de doğmuş Rengin Onay. Ailesinin işi nedeniyle de neredeyse bütün Anadolu’yu dolaşmış eğitim hayatı boyunca. Hani şu direkt ikinci sınıfa başlatılan parlak öğrencilerden olmuş hep. Bir dönem basketbol, yer jimnastiği, atletizmde madalyaları var. “Başarıyla küçük yaşta tanıştım” diyenlerden anlayacağınız.
Hem kariyer hikayesini hem de bu teknoloji şirketinde nasıl işbaşı yapabileceğimizi öğrenmek için Vodafone Türkiye İnsan Kaynaklarından sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Rengin Onay’la Maslak’taki yönetim binasında keyifli bir söyleşi yaptık.
Burada olmak çocukluk hayallerinizde var mıydı?
Hayır aslında ben iç mimar olmak istiyordum. Samsum Anadolu lisesi’nden mezun oldum. Sonra Marmara Üniversitesi İngiliz Dili ve Edebiyatı’nı okudum. Annem, o dönemde üniversitelerde siyasi kamplaşmalar olduğu için ablam ve benim bu bölümü okumamızı istemişti. Ama iyi ki de orayı kazanmışım. Beş yılda bitti üniversite. Son sınıfta Tarih Araştırmalar Vakfı’nda çalışmaya başladım. Türkiye’nin yurtdışında tanıtılmasıyla ilgili bir vakıftı. Daha önce ajanslarda çalışmıştım. TİSAV’da Süleyman Demirel, Cindoruk gibi isimlerle karşılaşıyordum. 1985 yılıydı, ilk bilgisayarı orada gördüm, kimse bilmiyordu, en küçük bendim ve ilk ben öğrendim.
Buradaki deneyim kariyerinize ne kattı?
Orada ilişki yönetimi ve insanları detaylı tanımanın önemini öğrendim. Kim neyi sever, neyi nasıl yapar gibi detayları öğrenmeye başladım. Okul bitene kadar çalıştım. Okul bitince Shell’de bir pozisyon açılacağını öğrendim. Shell uzun zamandır yeni eleman almamıştı. En küçük bendim, herkes bir şeyler öğretmek istiyordu. Baktım ki İngiliz dili ve edebiyatı bana yeterli olmuyor, şirketle konuştum ve personel yönetimiyle ilgili Londra’da eğitime gönderildim. Orayı bitirdim. Döndüm ve 13 yıl Shell’de insan kaynakları ağırlıklı çalıştım. Son iki yılda da şirketin halkla ilişkiler müdürlüğünü yaptım. Burada da bulunduğunuz yere başka bir taraftan bakmayı öğreniyorsunuz. Çok yararlı bir deneyim oldu benim için. Daha sonra da Coca Cola’ya geçtim ve sekiz yıl çalıştım. Ayrıldığımda 36 ülkeden sorumluydum. Ama orada yapacak fazla bir bir şey kalmamıştı. Vodafone ise yeni kuruluyordu ve bana daha dinamik geldi.
Kendinizi nasıl farklılaştırdınız?
Bu özelliğim aileden geliyor. Annem yaptıklarının en iyisini yapmayı seven biriydi. Ailenin içinde olduğu bir protokol vardı, bunun dışına çıkmak mümkün değildi ve hep ablamla birlikte rol model olmamız gerekti. Bu da iş hayatına yansıdı. Hep başarılı olmak, yaptıkça aferin almak, takdir edilmek hayatımızda önemli bir yer kaplıyordu. Küçük yaşta Süleyman Demirel gibi insanlarla bir arada çalışmak, onların da normal insanlar olduğunu görmek farklı bir bakış açısı getiriyor. İnsanları çok fazla kahramanlaştırmamak gerektiğini gördüm, herkese bir katkımın olabileceğini anladım.
Biraz da Vodafone’dan söz edelim. Genç yetenekleri nasıl çekiyorsunuz?
Vodafone ana şirketi 94’te kurulan (Telsim) bir yapı. Sonra 2004’te el konulmuş, 2006’da Vodafone’a devri gerçekleşmiş. Çok yakın bir gelecek içeriyor bu geçiş. Bu nedenle şu anda üst yönetim ve diğer departmanlara sürekli kan enjekte ediyoruz. Dışarıdan büyük alım yapıyoruz. Zaman geçtikçe bu kanın kendi içinde pompalanmasını istiyoruz. Bu da ekibe gençlerin katılması gerektiğini ortaya koyuyor. Şu anda alımlar daha çok tepeye oluyor ama bu böyle sürmeyecek. İki yıldır yürüttüğümüz bir “Genç Yetenekler” programı var. Bunu ilk kez geçen yıl başlattık. Amacımız henüz mezun olmamış, üçünçcü sınıfta okuyan öğrencileri çok kapsamlı bir değerlendirme merkezinden geçirip, üç aylık çalışmaya almak, orada performanslarını görmek, daha sonra da yarışma yapıp mezun oldukları yıl da yurtdışındaki bir Vodafone şirketine göndermek. Şu anda eleman yetiştirecek zamanımız yok, yetişmiş iş gücüne ihtiyacımız var. O yüzden bu projeyi başlattık. Çok başarılı oldu. İlk yıl 2 bin 500 kişi başvurdu, sekiz kişi aldık. Bu yıl yeniden başlattık, 7 bin başvuru oldu, 25 kişi aldık. 2010’da ise 10 bin başvuru bekleniyor. Birinciler İtalya, Hollanda’daki şirketlere gitti. Ocakta üniversitelere gitmeye başlayacağız. İK portallarına duyuracağız. Bu süreç de nisanda bitecek. Önce CV’ler geliyor. Sonra telefonla mülakat yapıyoruz. Park Orman gibi yerlerde değerlendirme merkezlerine alıyoruz.
CV’de ne görmek istiyorsunuz?
Akademik başarıyı görmek istiyoruz. Ama ben çok notçu bir insan değilim, tek kriter not değil. Bazen notlar çok parlak oluyor ama telefon mülakatlarından bir şey çıkmıyor. CV sizin broşürünüz. Binlecesinin içinden sıyrılması lazım. İş deneyimi, staj yeri, sosyal sorumluluk projesinde çalışmış olması gibi özellikler CV’nin dikkat çekmesine neden oluyor.
Mülakatta aradığınız nedir?
Telefon mülakatında CV’deki bilgilerin detaylarını alıyoruz. Kendini ifade etmesi, açıklama şekli, sinirli mi, agresif mi içine kapalı mı bunları anlamaya çalışıyoruz. Mümkün olduğunca fazla eleme sistemi kullanıyoruz.
CV’mizi çok mu uzun yazalım?
Buna dikkat ediyoruz. Kendinizi araya çok laf kalabalığı koyarak mı ifade ediyorsunuz, yoksa az ve öz şekilde mi? Mesela çok üst düzey yöneticinin CV’si bile bir sayfa olabilir. Sayfalarca CV’ye bakmanız mümkün değil. Karşı tarafı bunaltmadan, okulunuz, deneyimler, aldığınız ödüller, taktirleri yazın. Ama çok detay koymayın. Her şeyi CV’de anlatamazsınız. Mülakatlar detay anlatmak için iyidir. Mülakatta soruyu anlamadıysanız “özür dilerim anlamadım, tam olarak neyi bilmek istiyorsunuz” diye sorun. Gerçekten anlamadıysanız elbette. STAR diye bir teknik vardır. Sorun neydi, nasıl çözdüm, ne yaptım, görevim neydi gibi bir yol izleyin, sonucu en son anlatın. Yerinde yanıtlarla karşınızdakinin takip edeceği bir konuşma yapın. Çok konuşmak, etkin olmak değil. Kişinin sizden ne öğrenmek isteyeceğini tahmin etmeye çalışın. Bırakın onlar merak etsin ve sorsunlar.
2010’da kaç kişi alacaksınız Genç Yetenek Programı’na?
Bu sene de 25’in üzerinde eleman alacağız. Sanırım 30’u bulur.
Yeni mezun alımlarıyla ilgili ne yapıyorsunuz?
Bu yıl artık departmanlar genç yetenek ister oldular. 2010’da ilk kez genç mezunları aramıza alacağız. Bir yıllık bir rotasyon programına girecekler. Bir işe girdiğinizde o şirkette para nasıl kazanılıyor bunu öğrenin. Biz de bir yılın sonunda arkadaşların performanslarını ölçeceğiz. İşe devam edip etmeyeceklerini kararlaştıracağız. Bunun için de yine üniversitelere gideceğiz. Başvurular gelecek, yine bir değerlendirme merkezi olacak. Bu süreci sadece bizim İK departmanı yürütecek. Şu anda sayıyı belirlemedik. Talep topluyoruz. Ocak ayının ilk ayında belli olacak.
“Her ilden üniversiteliyi projelere dahil edeceğiz”
Rengin Onay, yeni mezun alımlarında üniversite ayırımı yapmadıklarını belirtiyor. Aynı zamanda Vodafone Türkiye Vakfı’nın başkanlığını yürüten Onay’ın üniversite öğrencileriyle ilgili bir projesi var:
“ Vakıf olarak 17 ilde 320 ana sınıfı açtık. Milli Eğitim Bakanlığı projeyi destekliyor. Eğitime erişim oranı ülkemizde çok düşük, yüzde 30’larda. Biz de eğitime erişimin az olduğu bölgelerde çözüme destek veriyoruz.
Amacım bu projeleri, yürütüldüğü illerdeki üniversitelerde okuyan öğrencilerle devam ettirmek. Her bölgede bu projede çalışacak arkadaşları işe katalım istiyorum. Böylece öğrencilik döneminde önemli bir sosyal sorumluluk projesine katılmış ve Vodafone’u tanımış olacaklar.”



del.icio.us
Digg
Facebook
Google
Myspace
Yahoo
Yorumunuzu Ekleyin