İŞTE GENÇ: 'İş gözlüğümü' yeni takıyorum! 'İş gözlüğümü' yeni takıyorum! ================================================================================ editorb on 09 November, 2009 07:37:00 işte genç – 11.09.11 Yasemin SALİH yasemin.salih@sabah.com.tr 1990’ların başında farklı tarzda sözlere sahip şarkıları yine kendine özgü üslubuyla yorumlayan iri gözlü, naif bir kız olarak tanıdık Göksel’i. Bir küvet dolusu köpüğün içinde “sabır” çektiği günlerden çok uzakta, altıncı albümünün sefasını sürüyor şimdi. Nostaljik parçalardan oluşan yeni albümünün satışı ayaklarını yerden kesmiş durumda. Gençlik festivalleri ve konserlerin aranan ismi Göksel’le hem nostalji hem de geleceğe uzanan bir söyleşi yaptık. Nasıl bir öğrenciydin? Hep iyi bir öğrenci oldum. Çalışmayı seven bir insanım. Öğrenmeyi de seviyorum. Çocukluk yıllarında biraz daha maceraperest tarafımı besleyecek iş dalları ilgimi çekiyordu. Mesela gazeteci olmak istemiştim bir ara. Sonra ortaokul yıllarında psikolojiye merak sardım, uzun süre terapist olmak istedim. Ama hep müzik yaptım, ilkokuldan itibaren hep müzik kolundaydım. Başarılı bir öğrenci olduğumdan ailem beni çok fazla müziğe yönlendirmemişti açıkçası. Suadiye Lisesi’ni bitirdim, ailem de benim daha az riskli işler yapmamı tercih ediyordu. Annem ev kadınıdır ama her kadının çalışması gerektiğine inanıyordu ve bunun eksikliğini çok duyuyordu. Bana hep çalışan arkadaşlarını örnek gösteriyordu. Babam da serbest meslekle uğraşıyordu. Annemin üç çocuğu olduğundan çalışması çok zordu. Klasik bir Türk ailesinde yetiştim yani. Üniversite öncesi bölüm seçerken etken ne oldu? O sırada 17 yaşındasınız, çok gençsiniz. Boğaziçi Üniversitesi de herkesin okumak istediği bir okuldu. Ben de buna çok kapıldım. Bugünkü aklım olsaydı öyle yapar mıydım bilmiyorum. Psikolojiyi çok istememe rağmen, felsefe bölümüne girdim. İngilizce öğrenmek istiyordum, çünkü lisedeyken yabancı dilim Fransızca’ydı. O yüzden Boğaziçi çok cazip geliyordu bana. Bir bakıma iyi oldu, okula girdiğimde fark ettim ki başka şeyler daha çok ilgimi çekiyor. İnsanları sosyal yönlerden çok geliştiren bir okul Boğaziçi. Ben de müzik kulübündeydim. Okulun bugünkü Göksel’e nasıl bir faydası oldu? Üniversite hayatım kendi yeteneklerimin, isteklerimin üzerine gitme cesareti verdi bana. Hobi olarak müzikle ilgilenmenin yetmeyeceğini gördüm. Müzikle daha yoğun ilgilenmeye başladım. Sonra da bu ilgi okulu bırakıp müziğe kendimi adamama yol açtı. Müzik tarzında da psikolojiye olan merakın hissediliyor… Farklı türleri denemeyi düşündün mü? İnsanların psikolojileriyle ilgileniyorum. İnsan ruhu üzerine kafa yormak, insan ruhunun derinliklerine inmek beni cezp ediyor, şarkı yazarken de bunlar ortaya çıkıyor. Ama bu felsefe eğitimimle ilgili değil, ben hep böyleydim. “Profesyonel olarak ben bu işin içinde olmalıyım” kararını ne zaman aldın? 1991 yıllarıydı, önce okulda kaydımı doldurdum. Daha 20 yaşındaydım, yaptığım işi de çok iyi yapmak istediğim için dört elle sarıldım bu işe. Başka hiç bir şey mesaimi almasın istedim. Nasıl bir yol izledin? Ben pat diye bir anda sahneye çıkmadım. Boğaziçi’ndeyken önemli konserlerde yer aldım. Konservatuarda hocalardan ses dersleri aldım. Boğaziçi’nden tanıdığım ve bugün çok iyi bir aranjör olan Kıvanç K ile çalıştım. Onunla birlikte Levent’te küçük bir kulüpte çalmaya başladık. Biraz gitar çalmayı biliyordum onu da geliştirdim. O zamanlar önemli bir organizatör ve menajer olan Liza Tuna bizi tavsiye etmişti o kulübe. Onlar da sakince müzik yapacak birilerini arıyorlarmış. Ben de bu şansı iyi değerlendirdim. İlk albümden sonra aldığın tepkiler seni nasıl etkiledi? Sonuç seni tatmin etmiş miydi? Yok tatmin olmadım aslında. Ama şimdi bakıyorum çok çocukçaymış tatmin olmamam. Çünkü hala konserlerimde o albümden parçaları söylememi istiyorlar. Ama o sırada ben sanıyordum ki, bir albüm yapacağım ve her şey harika olacak. O kadar kolay olmadığını, biraz daha emek harcamam gerektiğini öğrenmiş oldum. Bu ne kadar sürdü? Aslında hemen anladım ama daha iyi bir şey yapmak konusunda birazcık cesaretim kırıldı. İkinci albümde ilk albümdeki kadar cüretkar değildim. Ama bu sanıyorum herkesin başına geliyor. Sanıyorsunuz ki bir albüm yapacağım, herkes dinleyecek, herkes alacak… Ama herkese beğendirmek mümkün değil. Sonra ikincide cesaretiniz kırılıyor, daha durgun oluyorsunuz. Dört yıl kadar ara verdim ve ikinci albümü hazırladım. O sırada plak şirketi kapandı, sözleşme sorunum çıktı. Çok tek başımaydım, tecrübesizdim… Neden yalnızdın? Ailem başlangıçta desteklemedi, daha sonra da desteklerini esirgemediler. Ama sorunlar onların çözebileceği türden değildi. Bu işin içinde olan insanlar değiller çünkü. Ben de çok fazla sorunlarımı yansıtmayı sevmem. Evin en büyük çocuklarında bu özellik vardır, kendi sorunlarınızı kendi başınıza çözmeye alışmışsınızdır. Ama bu benim için iyi oldu. Şu anda 38 yaşındayım ve altıncı albümümü yapıyorum. Peki işin kazanç tarafı, iş tarafı nasıl gidiyor? Bu konuda umduğunu buldun mu? Bizim gibi yaratıcı işler yapan insanların “iş” gözüyle mesleğe bakmaları zor oluyor. Ben ilk günden itibaren bu işi çok para kazanmak için yapmadım. İlk hedefim olmadı hiçbir zaman. Bu başka bir şey. Kimse size para vermese de bu işi yapma arzusu içinde oluyorsunuz. İnsanlar eserlerinizi beğensin istiyorsunuz. Ama bir yandan hayatın gerçekleri var. Ve sanatsal hedeflerinizi gerçekleştirebilmeniz için paraya ihtiyacınız olduğunu anlıyorsunuz. Bunlar yeni yeni öğrendiğim şeyler. Bunu “iş” gibi yapabilmek için başka insanlara ihtiyacım var. Her zaman menajere ihtiyaç duyduğumun farkındaydım, oldu da ama ilk kez bu albüm sürecinde “iş”leri yürütecek bir yardımcıyla çalıştım. Bizim hayat şeklimiz farklı. Bu kişiyi de sevmemiz gerekiyor, çok profesyonel bakamıyoruz bu kişilere. Çünkü çok duygusal, heyecanlı insanlarız. 24 saat birlikte oluyorsunuz bu kişiyle. Şu anda düşünmekten yorulduğum işlerle onlar ilgileniyor. Hesaplarla ilgili doğru kararlar verebilen biri değilim. Yatırımları değerlendirirken karar almamda yardımcı oluyorlar bana. Gelecek için neler planlıyorsunuz? Hayallerinizden bahsedelim biraz da? Bu son albüm çok yüksek bir tiraj yakaladı. 85 bin sattı. Bugünkü koşullarda çok yüksek bir satış rakamı bu ve çok geniş bir kitleye ulaştı. Bu albümde nostaljik parçaları seslendirdim. Beni çok mutlu eden bir çalışma. Ama bunu kendi yazdığım şarkılarda başardığım zaman kendimi daha iyi hissedeceğim. Bir an önce bunu yapmak için sabırsızlanıyorum. Bunun için aklında bir tarih var mı? Şimdi nostaljik parçalar albümünün çok yakın zamanda bir devamı çıkacak. Daha söylemek istediğim parçalar var. Dinleyicilerden de çok yoğun bir baskı geliyor bu konuda. Ardından belki bir ay sonra kendi yazdığım parçalardan bir albüm çıkaracağım. Şu anda aynı anda iki albüm çalışması içindeyim diyebilirim. Yani bir yıldan biraz fazla bir süre sonra kendi parçalarımdan oluşan albüm piyasaya çıkacak. Parçalar hazır mı? Tabii ki. Şu anda hazır 20 parça var. İlkokuldan beri beste yapıyorum. Yoğunlaşmakla ilgili bir durum bu. Kafamı dağıtan, heyecanımı paylaşmak için başladığım bir faaliyet. Annem de çok iyi yazar, sanırım ondan almışım yeteneğimi. Bu benim çok sevdiğim bir tarafım. Bugünlerde o yönümü ihmal ettiğimi düşünüyorum aslında. Okulu bitirmek gibi bir hedef var mı? Biraz zor görünüyor. Şu anda hayatımdan çok memnunum. Belki bir boşluk dönemim olursa deneyebilirim. Ama şunu yapabilmiş olmayı isterdim, okulu bitirdikten sonra bugünkü durumda olmuş olmayı. Sanırım geç kalınmış olurdu. Hedefler hep Türkiye sınırları içine mi yönelik? Dışarıya açılmak gibi bir plan var mı? Benim şarkılarım hep ifadeye dayalı. Kelimelerle çok oynuyorum. Bunu da en iyi kendi dilimde yapıyorum. Burada yaptıklarım beni tatmin ediyor. Yurtdışına gitmeyi hiç düşünmedim. Aslında benim jenerasyonumdaki bütün şarkıcılar için geç kalınmış bir hedef olarak görüyorum. Bu saatten sonra boşa kürek çekmek gibi bir şey olur. Pişmanlıkların var mı? Bugün baktığımda asla atmasaydım dediğim bir deneyimim yok. Biraz kırılganım ama öte yandan inatçı bir tarafım da var benim. Eğer ufak tefek hatalar yaptıysam bunu telafi etmeyi başardım. Bu alanda kariyer yapmak isteyenlere ne söyleyebilirsin? Aslında çok planlayarak hareket edemiyorsunuz. Kendinizi geliştirmeye çalışıyorsunuz bu işe girince. Başka bir şey hayatımda hiçbir zaman daha önemli olmadı. Hayatımızdaki en önemli şey bu olmalı. Bu iş bir sevgili ya da kocaya benzetirseniz, asla bir metres ya da ikinci bir sevgili kabul etmiyor. NASIL BİR GÖKSEL? Nasıl bir ev hayatı: Çok ev değiştiriyorum. Değişikliği seviyorum. 10 ev değiştirmişimdir. Evli olduğum dönemde dört yıl aynı evde kaldım. Bir daha bu olmadı. Ama ev hayatını seviyorum. Şarkılarımı evde yazıyorum. Öte yandan dolaşmayı da seviyorum. Bütün gün sokakta dolaşmayı çok çok seviyorum. Nasıl bir tatil: Ücra, doğayla baş başa olacağım yerlerde tatil yapıyorum. İstanbul’a kendimi çok iyi hissederek dönmek istiyorum. Gece hayatının, kalabalığın yoğun olduğu Bodrum gibi yerleri tercih etmiyorum. Hobiler: Seyahat etmek. Gittiğim yerlerin tarihiyle ilgili bilgi almak, müze gezmek beni çok besleyen bir şey. En çok etkilendiği şehir: Hiçbir yerden İstanbul kadar etkilenmiyorum. Şarkısı olan şehirleri çok seviyorum. İtalya’da Portofino’ya gittim. Hiç unutamadım. Bir de Uzak Doğu’ya gitmek isterim. Sevdiği kitap: Elif Şafak’ın Aşk’ını okudum yazın ve bütün yaz geriye doğru giderek Elif Şafak’ın bütün kitaplarını bitirdim. Elif Şafak benim jenerasyonumdaki kadınların bakış açısıyla bakıyor birçok şeye. “Eğer ben yazsaydım böyle yazardım diyorum” onu okuduğumda. Giyim tarzı: Senelerdir Retro, ikinci el kıyafetler ilgi alanıma giriyordu. Alıp biriktiriyordum ama giyecek mekan bulamıyordum. Bu albüm iyi bir fırsat oldu. Yeni yerler keşfettim hatta.