“Şaşırttım, başardım şimdi büyüme zamanı”
Öykü Onur TANYEL
Çocukluk yıllarında müziğe dedesinin akordeonunu kurcalayarak başlayan, gönlünde “tiyatro eğitimi yatan” Hayko Cepkin, birbirinden değerli müzik adamlarının sahnesinde ya da albümünde yer alırken klavyesine “Tek rakibim Richard Clayderman” yazacak kadar iddialı ve espriliydi.
2004 yılında katıldığı 9’uncu Roxy Müzik Günleri Müzik Yarışması’nda üçüncü olduğunda, sahnede “başaracağım” diyordu. 2006 yılı Kral TV Müzik Ödülleri’nde “yılın rock müzik şarkıcısı ödülü” nü alırken de “Beni ilk kez görüyorsunuz ama daha çok karşılaşacağız” sözleriyle bir anda parlayıp sönen sanatçılardan farkını vurgulamaya çalışıyordu.
Vokal tekniği görünüşü ve sahne performansıyla Hayko, bizi hep “şaşırtı.” O bizi şaşırttıkça biz onu daha da çok sevdik. Yılın ilk İşte Genç’inde şaşırtıcı bir başarı öyküsüyle karşınızda Hayko Cepkiiiiin…
Öğrencilik yıllarında nasıl bir Hayko Cepkin vardı ?
Orta ikiye kadar çalışkan bir öğrenciydim ama yine de kopya çekerdim. Her zaman yaramazdım, hiç uslanmadım. Disiplin cezası, kapı önü, tek ayak… Aktif bir örgenciydim (gülüyor). Orta ikiden sonra, o döneme kadar az-çok ders çalışıyor olsam da orta ikiden sonra hiç çalışmamaya başladım. Masrafsız bir öğrenciydim, lise bir ve üç arasını bir defterle bitirdim.
Buna rağmen liseye kadar gelmen bir başarı o halde…
Lise birde kredili sistem geldi. Sistem tam oturmadığı için bir sürü “hata’’ vardı. O “hata”lardan çok faydalandık yani. Liseyi yarım dönem bile erken bitirdim o kadar başarılıydım (gülüyor).
“Sistemle hep iyi oynayan adam oldum”
Başarılı bir öğrenciymişsin o zaman, sisteme göre…
Sistemle iyi oynayabilen bir adamdım herhalde, öyle diyelim. Öyle olmasa şu anki işimi de ayakta tutamazdım. O zamandan belliymiş sistemle, sisteme göre oynayıp sistemi ele geçirmeye kafamı taktığım…
Peki, ailen senin okuldaki “başarından” endişe etmiyor muydu?
Çok fazla endişe ediyorlardı. Lise ikiden sonra ben tiyatro derslerine başladım. Tiyatroyla fazla haşir-neşirdim. Üstelik, okulun öğleden sonraki derslerine girmeyip tiyatro dersleri almaya kaçıyordum.
Tiyatro eğitiminin de etkisi var mı sahne şovlarında?
Tabi ki var… Bir cümleyi hiç unutmuyorum. “Sahne dediğin yer, utanacağın bir yer değil, tam tersine varını yoğunu, her şeyini verebileceğin bir yer.” Bugünkü sahne performansımın temelleri işte o dönemde atıldı.
Neden tiyatroya devam etmedin?
Tiyatroya kafayı takmıştım. Konservatuar sınavlarına deli gibi hazırlanıyorum, sınavlara tam bir hafta kalmışken bir haber geldi, gözümle ilgili handikap yüzünden sınava girsem de kazanamayacağımı söylediler.
Böyle bir nedenle sınavı kazanamamak çok saçma değil mi?
Çok saçma… Yıkıldım tabi, üzüldüm. O zaman “İstanbul bekle beni. Sen mi büyüksün ben mi büyüğüm” dedim ve bu sefer konservatuarın müzik koluna girerim nasıl olsa bunda göze pek bakmıyorlar, kulağa bakıyorlar, bu iş kulaktan geçiyor dedim. E tabi o dönemlerde de ailemin paniği iyice tavan oldu. Çünkü bu çocuk hiçbir akıllı uslu işe yeltenmiyor inancı, onlarda daha da büyüdü.
Peki konservatuar eğitimi…
Konservatuara da çok fazla bağlı kalmak istemedim. Üç ayrı okulda müzik eğitimi aldım. Biri, klasik müzik, opera şan eğitimi, diğeri Türk Musikisi, opera, şan armoni, solfej dersleri, üçüncüsü de klasik piyano eğitimi.
Sahne performansının en güçlü yanlarından biri olduğunu düşünüyorum sahnede nelere dikkat edersin?
Kılığıma, kıyafetime her zaman dikkat ederdim. Çünkü sahneye çıkıyorum. Herkesin gözü sende ve çaldığım müzik yansıtacağın bir şey ise her şeyinle yansıtman gerekiyor.
Şu an başarı denilen bir nokta varsa o noktadasın. Başarılısın…
Evet, başardım… Şu an bunu diyebiliyorum rahat rahat.
“Artık hayallerim yok, hedeflerim var. Daha da büyüyeceğim…”
Hayatta hayallerinin önünde duran engeller de çıkabiliyor değil mi…
Kademe kademe daha zorlu şartlar vardır. Hangi işte olursan ol, bir kere hırsın ve devamlılığın söz konusuysa, bunun üstüne hesap yapabiliyor ve kendine hedef koyabiliyorsan, o hedeften seni uzaklaştırabilmek mümkün değildir. Mücadele edeceksin. Niye ben, su yüzüne çıkarmaya çalıştığım şeyi birileri istemiyor diye vazgeçip geri plana atayım ki? Tam tersi, ona anti tezler üretip, tekrar onun üzerine çıkmam gerekiyor. Şu ana kadar yaptığım hep bu oldu. Onun için ayaktayım ve seneye daha da büyüyeceğim.
Bundan sonraki kariyer planın ne? Nerede olmayı hayal ediyorsun?
Ailemle oturduğum dönemde, odamda oturup hayal ettiğim her şeyi başardım. Eksiksiz… O açıdan şu anda o günlerden kurduğum büyük hayallerin yerini dolduracak daha büyük bir rüya yok. Bundan sonra tek yapmaya çalışacağım şey yerimi sabit tutmak. Bostancı Gösteri Merkezi’ne bin bir zorlukla o dekoru kurduysam bundan sonra her gittiğim yere aynı dekoru götürmek hedefindeyim. Yani artık hedeflerim var, hayallerim yok.
Hayko’nun başarısının formülünde “şaşırtma” prensibinin oldukça önemli bir noktada yer aldığını düşünüyorum.
Evet haklısın, insanların sinir uçlarıyla oynamak ve onları devamlı sahneye bağlı tutabilmek… Sanırım formül bu.
“Demedim mi?” projesi hangi sinirsel duyargalara dokunuyor?
İnsansı duyargalara dokunuyor. İnsan olmak da evrensel bir şey bence… İkincisi; müzik evrensel bir araç. Bunun ikisini birleştirmek gibi bir amaç, TRT gibi bir devlet kanalından böyle bir teklif gelince kendi adımla kendi kimliğimle, kendi benliğimle böyle bir ilahiyi okumak da şu anda yapılacak en pozitif şey olarak düşünüyorum.
Peki popülerlik…
Ne yaparsan yap içinde popülerlik barındıracaktır. Ben bu projeden nemalanmak gibi bir niyet taşımadım. O gazeli yorumlamak istedim, Pir Sultan Abdal’ın sözleri benim müziğimle de demek istediklerimle de örtüşüyordu. ‘Demedim mi?’yi de onun için seçtim. Çünkü sözleri çok manalı ve benim çok rahatlıkla söyleyebileceğim bir şarkı.
“Eurovizyon Şarkı Yarışması’nda hedefim 14. olabilmek…”
Eurovizyon Şarkı Yarışması’nın neresindesin?
Erovizyon’un hiçbir yerinde değilim. Benim için hiç önemli değil. Çünkü politik bir oyun olduğunu herkes biliyor artık. Bu yarışma benim için güzel bir pazarlama merkezi.
Peki bir teklif gelirse…
Kesinlikle kabul ederim. Yarışmaya katılıp 14’üncü falan olmak istiyorum (gülüyor). Hem de çok uzun yıllar unutulamayacak bir performans koymak istiyorum ortaya.
KUTULAR:
Yeni albüm mart ayında:
Yedi şarkı hazır, albümün yüzde 40’ı bitmiş durumda. En geç mart ayında da raflarda yerini alacak.
Albümleri ve türleri:
2005 - Sakin Olmam Lazım – “türü bozuk”
2007 - Tanışma Bitti – “şiddet içerikli hafif batı müziğiy.
2010 - ………. - “gazel metal”
Hayko’nun en’leri:
Hayatının filmi : Breawhard, Crow, Koku
Hayatının hocası: Dövmeci ustam Ruhsen
Beğendiğin aktör: Shon Pen
Beğendiği aktrist: Jessica Lynch
Hayatının müzisyeni: Sebastian Bach
Hayali: Manowar ile motorla dünyayı dolaşmak.
Hayko Cepkin’in ismine imzalı beş albümden biri senin olsun istiyorsan istegenc@istegenc.com.tr adresine mesaj at 1.10.20.30.40.50. kişi ol,
adresine postalayalım



del.icio.us
Digg
Facebook
Google
Myspace
Yahoo
Yorumunuzu Ekleyin