Ana Sayfa | Genç Meslek | “Yatırım yapılmayan sanatçı, sanatçı değildir”

Bölümler


“Yatırım yapılmayan sanatçı, sanatçı değildir”

Yazı Tipi Boyutu: Decrease font Enlarge font
“Yatırım yapılmayan sanatçı, sanatçı değildir”

10 yaşında TRT’nin kadrolu elemanı olan Tuba Özerk, bir an önce albüm yapabilmek hevesiyle üniversiteye devam etmemiş. “Lolo” parçasının kariyer hedeflerini yansıtmadığını söyleyen ünlü sanatçı, son albümüyle İnternet’te rekor kırıyor

İşte genç – 22.03.10
Yasemin SALİH
yasemin.salih@sabah.com.tr

80’li yılların başı… İzmir’de plastik ambalaj fabrikatörünün evi, henüz birkaç aylık olan kız bebeğin sesiyle çınlıyordu. Anne bir yandan kızını susturmaya çalışıyor bir yandan da Türkiye’de müziğin duayenlerinden sayılan konuğunu ağırlamaya çalışıyordu. Sanatçı bebeğin başını okşayıp, “bırak ağlasın, çok güçlü bir sesi var, ne kadar gür çıkıyor sesi” dedi anneye…

Evin dört köşesini çınlatan bebek, 23 yıl sonra “Lolo” şarkısıyla adından söz ettirecek Tuba Özerk, daha o zaman bu sesi keşfeden sanatçı ise Sezen Aksu’dan başkası değildi… Özerk, daha sonra bir dönem İstanbul’a gelip Sezen Aksu’nun vokalistliğini yaptı, başkalarının da… Ama çok küçük yaşlarda kafasına koyduğu gibi kendi yolunda yürümeyi tercih etti.

Tuğba Özerk’le müziğe başlayıp kariyerini bugünlere nasıl taşıdığını konuştuk. Hataların, engellerin üstesinden nasıl geldiğini, hedeflerini açık yüreklilikle anlatan Özerk’in idealinde dünya çapında Wihtney Houston tadında bir sanatçı olmak var.

Çok küçük yaştan beri müzikten para kazanıyormuşsun? Bunda ailenin payı nedir?
Ailede müzikle profesyonel olarak uğraşan kimse yok. Babam plastik ambalaj üreticisi, İzmir’de 1940’dan beri ailenin devam ettirdiği bir fabrikamız var. Ama babaannemin, babamın sesi çok güzeldir. Her zaman evde şarkı söylenirdi. Benim sesim de iki buçuk yaşındayken fark edilmiş. Herkes çok güçlü bir sesim olduğunu söylüyormuş. Annem ve babam da beni bu yeteneğim doğrultusunda yönlendirmiş.

TRT’ye girmek senin projen miydi?
Aslında hep planlarımı kendim yaptım ama eğitimin yetenekler doğrultusunda yürütülmesi gerekiyor. Bunun için de ailenin bilinçli olması çok önemli. Ailem en azından hobi olarak benim müzikle ilgilenmem gerektiğini düşünüp, yönlendirdiler. Yedi yaşındayken annem TRT İzmir Çocuk Korosu sınavlarına soktu beni. Çok iyi bir dereceye kadrolu olarak TRT’ye girdim. O tarihten beri de müzikten para kazanıyorum. Bunun yanı sıra Devlet Konservatuarı Çocuk Korosu’ndaydım. Hatta emekliliğim gelmiştir diye düşünüyorum.  

Peki okul hayatı?
İlkokuldayken çok girişken bir çocuktum. Aslında hiç çocuk olmamış bir çocuk gibiydim, olgundum. Hafta sonları TRT’ye gidiyordum. Çalışmalar çok yoğun olurdu. Sonradan koleje girdim, ailem iyi bir İngilizce eğitimi almamı istiyordu. Kolejde okurken Sezen Aksu’yla bir çalışmam oldu.

Bu buluşma nasıl gerçekleşti?
Biz aile dostuyuz. Bir akşam amcamın restoranında Onno Tunç ve Sezen Aksu’yla birlikte otururken bizimkiler dedi ki ‘Sezen bizim kızımız çok iyi şarkı söylüyor, seviyor. Bir tane söylesin’. O da merak etti çünkü 10 yaşında bir çocuktum. Ben de Belalım’ı söyledim. “Çocuk şarkısı söylemeni bekliyordum, bu nasıl bir ses” dedi. İstanbul’a davet etti. Bostancı Gösteri Merkezi’nde Uğur Yücel’le bir program yapıyorlardı orada vokal yaptım, daha sonra TRT’de yine bir programda Sezen Aksu’yla birlikte şarkı söyledim. Ama okul devam ediyordu ve dönmem gerekiyordu. Sezen İstanbul’da okula ve onunla birlikte çalışmaya devam etmemi çok istedi ama annem çok küçük olduğum için yanaşmadı bu teklife. Ortaokuldan sonra konservatuara girdim, sonra İstanbul’a geldim çünkü kariyer planıma başlamam gerekiyordu, geciktiğimi düşünüyordum. Bu yüzden de yüksek eğitimimi konservatuarda tamamlamadım.

Bu şu anda bir pişmanlık konusu mu?

Hayır. Müzikte eğer bir star olmak istiyorsanız, bu yolda yürüyorsanız, dört beş yıl daha kaybedemezsiniz. Dikkat edin iyi sanatçıların çoğu konservatuarı yarısında bırakmışlardır. Bu işin en önemli tarafı erken başlamaktır. Ben 17  yaşında başladım, ilk albümümü 23 yaşında çıkardım. Bu doğrudur demiyorum, ama o zaman böyle olması gerektiğini düşündüm.

İstanbul’da sıkıntı yaşadın mı?
Elbette ama güçlü bir karaktere sahibim ve çok küçük yaşta bu hayatın içinde olmam bana bazı yetenekler kazandırdı. El bebek gül bebek 25 yaşına kadar büyütülen bir insanın çok başarılı olabileceğine inanmıyorum.  Öyle ya da böyle bir yalnız yaşam tecrübesi gerekiyor. Ben iyi kariyerin zorluklardan geçtiğine inanıyorum. Ayrı anne baba çocuğuyum. Benim için biraz daha farklıydı durum. Çok bölünüyordum, o nedenle planlarımı kendim yapmak zorunda kaldım. Hayatıma kendim müdahale ettim.

Hemen albüm çıkarmadın peki aradaki süreçte İstanbul’da neler yaptın?
İstanbul’a ilk geldiğimde İngilizcem çok iyi olduğu için tercümanlık yaptım, özel dersler verdim, vokalistlik yaptım. Bunlardan iyi para kazamdım. Hatta Ricky Martin Türkiye’ye geldiğinde ona da tercümanlık yaptım. Ama benim istediğim bu değildi. Bunlar geçiciydi. Menajer çok tanıdıklarımız vardı.  Vokalistlikten iyi paralar kazandım. 98-99 yıllarında bu işlerden iyi para kazanabiliyordunuz. O zaman haftada üç-dört işe giderdik. Haftada bir milyardan fazla kazanıyorduk. Yalnız yaşıyordum. Çok çok yetiyordu. Hatta modellik teklifleri aldım. 19 yaşındaydım, boyum 1.75’tir, uygun gördüler sanırım. İdealist bir tiptim, kabul etmedim. O zaman modellik yapsaydım, bugün manken-şarkıcı olacaktım. Ne kadar sesim güzel olursa olsun bunu yıkamayacaktım.

Albüm için altyapı nasıl oluştu?
2003 yılında bir albüm çıkardım ama çalıştığım şirket iflas edince iyi çıkış yapamadı. Bu şanssızlıktı, çok ağladım, perişan oldum. Hayatımın en kötü iki yılını yaşadım diyebilirim.

Maddi bir kaybın oldu mu?
Maddi bir kaybım olmadı. Hayatta savunduğum şey şudur: İyi ses sahipsiz kalmaz ve yatırım yapılmayan sanatçıyı sanatçı olarak görmüyorum. O nedenle ben hiçbir zaman kimseye para vermedim. Verebilirdim ama hiç gerek olmadı. İkinci albümümde asıl patlamayı yaptım. O yılın en iyi çıkışıydı, Altın Kelebek ve daha birçok ödül aldım.  

Bekliyor muydunuz?
Evet, Nazan Öncel’in Lolo şarkısını ilk dinlediğimde bu şarkı  patlayacak dedim. Böyle bir öngörüm olduğuna inanıyorum. Güzel bir başlangıç oldu.

Ne kazandırdı size?
O zaman için gerekli bir çıkıştı ama bugün bakınca benim müzik kariyerimle hiç alakası olmayan bir çıkıştı. Çok daha iyi şarkı söyleyebilen bir insanken, aslında öyle değilmişim de mayoyla klip çekmişim gibi görüntü verdim. Ama bu o zaman gerekliydi, tanıtacak bir şey lazımdı. Son çıkan albüm benim için çok önemli. Çok önemli bestecilerin şarkılarını söyledim bugüne kadar ama bu albümün içindeki tüm parçalar bana ait. Şirketim çok destekledi beni. Şu anda Türkiye’de İnternet ortamında şarkısı en çok indirilen sanatçıyım. Demek ki ben bu işi doğru yapıyormuşum dedim. Ben kendimi çok eleştiririm. Önce kötüden bakmaya çalışırım. Bu kötümserlik değil de mükemmeliyetçilikten kaynaklanıyor.

Sanki herkes yardımcı olmuş, destek görmüşsün gibi anlatıyorsun. Oysa müzik piyasası için tam tersini söylerler. Siz şanslılardansınız demek ki?
Hayır benim de rahatsızlıklarım oldu. O tür kişilere de rastladım. Ben insanların bana kötülük yapacaklarını hissettiğimde onlardan uzaklaştım. Böyle durumlarda hemen çekerim kendimi ve bir daha iyileşmem. Çok iyi kazanacağımı da, popüler olacağımı da bilsem bu durum değişmez. Pire için yorgan yakarım, çünkü her seferinde sıfırdan başlayabilirim. Ama kösteği özellikle kadınlardan çok gördüm, çünkü yardım etmeyi sevmiyor bu piyasada kadınlar. Birbirlerine inanılmaz düşmanlar. Dolayısıyla çok fazla arkadaşlık kurmamaya çalışıyorum. Annemin bir öğüdü vardır, ‘hem fizik, hem ruh hem de kültür açısından seninle aynı düzeyde hatta senden iyi insanlarla ilişki kur’ der, ben de bunu yapmaya çalışıyorum.  

Maddi anlamda ulaşmak istediğin noktaya vardın mı?
Maddi anlamda hırslı bir insan değilim. Ama hırslı olmak gerekiyor, tavsiye ederim. Bu belki de çocukluğumda çok şey görmem, maddi olarak rahat bir hayat sürmemden kaynaklanıyor.  

Peki bu işte gerçekten iyi para kazanılıyor mu?
Şu anda hayır. 90’larda yaşım yetişip çıkabilseydim belki evet ama şimdi hayır. Bir de ben para için yaşamıyorum. Benim hedeflerim var ve bunun için çalışıyorum.

Seni bu konuda yönlendiren bir danışmanın var mı?
Bir şeyler alıyorum, yatırım yapıyorum. İyi bir arabam var, şimdi bir ev almayı hedefliyorum. Olursa olur, olmazsa olmaz. Ama bir danışmanım yok.

Dışarıdan bakılınca bir gecede 150 bin TL’yi kazanan isimler görülüyor. Bu da sektörde çok para var hissi uyandırıyor…
Ama neleri götürüyor bu süreç. Ben kendimden çok şey götürmeden bu düzeye varmak istiyorum. Kendimden çok şey götürürse bana çok da mutluluk vermeyecek, sinirli, ruhsuz, üzgün olmak, yıpranmak istemiyorum. Uzun yolu tercih ediyorum bu yüzden. Hırpalanmaktan korkuyorum. Çok kazanacağım diye böyle bir yüke giremem. Yaşayacak kadar, dostlarımla bir kadeh bir şeyler içip yemek yiyecek kadar kazanmak bana yeter. Çok çok diye tutturan bir tip değilim. Maddi sorumluluklarım az olduğundan belki de…

En uç hayalin nedir? Madonna olmak mı mesela?
Dünya starı olmak isterim ama ben Madonna tadında değilim. Whitney Houston derseniz evet, idolüm odur. Ya da Celin Dion olabilir. Dans etmez misin derseniz arada yapabilirim ama şov kızı değilim. Daha çok sesiyle ortada olan bir kariyer hedefliyorum. Bu yıl bol bol konserler yapmak istiyorum. Gençlerin beni anlamalarını istiyorum. Bu yüzden yeni şarkılar yazdım. Başkalarına da şarkı yazıp vereceğim.  

“Pijamalı gır gır bir kızım”
- Nişantaşı’nda oturuyorum, ev alırken de oralardan bakacağım.
- Balığı çok severim. Arnavutköy’deki Vira Vira’yı çok seviyorum. Cihangir’de zaman geçirmeye bayılıyorum.
- Spor ve diyet yapıyorum ama hafif. Çok güzel yemek yaparım. Ege ve Osmanlı mutfağını seviyorum ve iyi icra ediyorum. Babamlar Arnavut, annemler Boşnak. Annem ve babaennemden öğrendim yemek yapmayı.
- Öyle pijamalarıyla evde gezen, gırgır bir kızım ben.
- Daha çok komedi Türk filmleri izliyorum, daha doğrusu bütün Türk filmlerini izlemeye özen gösteriyorum. Çünkü az kaynaklarla bir şeyler yapmaya çalışıyorlar, büyük emek veriyorlar. Ben de sorumlu hissediyorum kendimi. İdealistim ben.
- Spor giyinmeyi seviyorum. Tatillerde Uzak Doğu gibi yerlere gitmeyi, farklı mutfakları tatmayı seviyorum. Küçük seyahatler yapmak hoşuma gidiyor. Çeşme’yi tercih ediyorum.

Subscribe to comments feed Yorumlar (0 Yorum Eklendi):

Yorumunuzu Ekleyin comment

Lütfen resimde gördüğünüz kodu giriniz:

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan İŞ'TE İNSAN Gazete veya isteinsan.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

  • email Arkadaşına gönder
  • print Çıktı al
  • Plain text Sadece Yazı
Etiketler
Etiket eklenmemiş
Bu haber için oy ver
0