Ayamama Deresi ağlıyor
Sonbahar yağmurlarıyla taşıp yatağını işçilere mezar yapan İstanbul’daki Ayamama Deresi, öğrencilerin amatör belgesel çalışmalarına konu oldu. Filmin yönetmenleri İşte Genç’e konuştu.
işte genç – 21.12.09Canberk BEYGOVA
canberkbeygova@gmail.com
Yakın zamanda meydana gelen şiddetli yağışlar sonucu Ayamama Deresi taşarak etrafında ne varsa yıktı geçti. Halbuki bundan aylar önce İstanbul Kültür Üniversitesi Sinema-Yönetmenlik üçüncü sınıf öğrencileri Bilgi Diren Güneş ve Veysel Cihan Hızar duruma uyanıp bir de belgesel çekmiş: Ağla/Yanım. Film, en son Ankara Barosu Film Festivali’nde ikincilik ödülü aldı. Ben de bunu bahane ettim de lafa tuttum zaten.
Ben seni tanıdığımda sürekli bir işin peşinden koşturuyordun. Sonra nerden çıktı da film işinde karar kıldın?
B.D. Güneş: "Ekmek dünyası işte" desem yalan olacak tabii. Sinemanın peşinde koşturdum aslında hep. Sonra Kültür Üniversitesi'nden burs kazanınca koşuşturmacanın yeri belli oldu sadece. İnsanın sesini duyurması için en büyük araç sinema. E bir de işin içinde duygu var ve de çok keyifli.
O zamana kadar neler yaptın ettin?
B.D. Güneş: Önce grafik-reklam eğitimi aldım. Sonra vazgeçtim. BirGün Gazetesi'nde gençlik sayfasını yaptım birkaç arkadaşla. 'Halkın Sesi' başlığıyla röportajlarım yayınlandı. Gazeteden sonra fotoğraf çekmeye başladım, sergiler açtım. Sonra senaryo dersleri almaya başladım, baktım sadece senaryo olmuyor; Kültür Üniversitesi’nin özel yetenek sınavlarına girdim. Veysel Cihan ile iki kişilik bir ekip oluşturduk, yağımızda kavruluyoruz.
Ayamama Deresi meselesi nerden aklına geldi? Belediye başkanının bile selden sonra aklına gelen bir dereden bahsediyoruz.
B.D.Güneş: Bu bizim dönem projemizdi, Ertuğrul Karslıoğlu bize bu projeyi verdi. Ben Ayamama Deresi’nin geçtiği bölgede oturuyorum ve zaten okulumuzun yerleşkesi de Ataköy’de. Doğal olarak her küçük yağmurda derenin nasıl taştığına şahit oluyorduk. İlgi çekmez mi? Benim köyümde de dereler var ama o derelerde insanlar yüzüyor, suyundan faydalanıyor, burada ise insanlar rahatsızlık duyuyor, içinde boğuluyor.
Nasıl bir iş çıktı ortaya?
B.D.Güneş: Filmi yapmadan önce çok fazla düşündük. Nihayetinde kirlenmiş bir dereyi anlatacaktık ve çok fazla alternatifimiz yoktu. Yok olan doğal hayattan başka ne anlatabilirdik. Sonra Cihan’ın aklına dereyi konuşturma fikri geldi. Ertuğrul hocamız da fikri onaylayınca çekmeye başladık.
V.C.Hızar: Düşündüğümüzde derenin yerine herkes konuşmuş aslında. Yerel yönetimlerden tutun, türlü türlü uzmanlara kadar. Oysa içimizde en masum olan dere. Neden o konuşmasın diye düşündük. Bir de ıslah edilmeye çalışılan dere derdini anlatsın istedik. Sürekli olarak derenin ıslah edilmesi gerektiği söyleniyordu. Herkes Ayamama ıslah edilsin, diye bağırıyordu dört bir yandan. Etraflıca düşününce derenin değil de kirleten, biz insanların ıslah olması sanki daha hayırlı olacaktı. O zaman herkes kurtulacaktı.
Filmi çekerken lanet ettiğiniz oldu mu hiç? Resmi sorun ya da oradaki şirketlerin verdiği bir huzursuzlukla karşılaştınız mı?
B.D.Güneş: Evet karşılaştık. Birincisi derenin kıyıları çamur ve çöplerle doluydu. Bu çok önemli değildi asıl önemli olan, kıyılara yerleşmiş fabrikalardı. Çekim yaptığımızı gören fabrika çalışanları veya güvenlik görevlileri bizi engellemeye çalışıyordu. Bunun sebeplerini de hepimiz biliyoruz.
V.C.Hızar: Fabrikaların yanında çekim yapamıyor, engelleniyorduk. Mesela derenin suyu her gün farklı akıyordu. Fabrikaların kullandığı tekstil boyası o gün hangi renkse su o renk oluyordu.
Belgesel daha önce bir yerde yayınlandı mı?
B.D.Güneş: Evet. Uluslararası Çevre Kısa Film Festivali’nde Murat Şener Özel ödülü almış ve Bakırköy Meydanı’nda bir hafta izleyiciyle buluşmuştu. Yakın zamanda ise Ankara Barosu Film Festivalinde ikincilik ödülü aldı. İstanbul’daki sel baskınından sonra birçok ana haber bülteninde yayınlandı.
Son yaşananlarla ilgili neler söylemek istersiniz, sizce belgesel amacına ulaştı mı?
V.C.Hızar: Son sözü aslında Ayamama söyledi. İnsanoğlu, doğaya uygun bir şekilde yaşamayı öğrenmediği müddetçe, Ayamama örneğinde görüldüğü gibi, doğanın intikamlarına daha çok maruz kalacak.
B.D.Güneş: Yani ne kadar ulaştı hedefine bilinmez. Ama son yaşananları düşünürsek hedefine ulaşmamış demek. Biz bu belgeseli aylar evvel yaptık çok fazla dikkate alınmadı ama sel felaketinden sonra birçok ana haber bültenine konu oldu. Her zamanki gibi hep her şey olup bittikten sonra görüyoruz. Bu da Ayamama gibi kronikleşmiş bir sorun.
Şimdi üzerinde çalıştığınız başka bir mesele var mı? Hani afeti yaşamadan bir öğrenelim?
V.C. Hızar: Daha keyifli konular var sırada. Yapmış olduğumuz bir program var onu izleyerek çekimlere devam ediyoruz. Bir kaşık hikayesi çekiyoruz ve bir de yazlık sinema belgeseli üzerinde çalışmaya başladık. Film yapmak biraz masraflı iş, onun için yavaş yavaş kendi bütçemizle toparlamaya çalışıyoruz.



del.icio.us
Digg
Facebook
Google
Myspace
Yahoo
Yorumunuzu Ekleyin