Ana Sayfa | Kampüs Haber | Boğaziçili olanlar ve olmayanlar

Bölümler


Boğaziçili olanlar ve olmayanlar

Yazı Tipi Boyutu: Decrease font Enlarge font
Boğaziçili olanlar ve olmayanlar

Başlık sizi germesin… Burada yazacaklarım benim üniversite öğrenciliği dönemimde hiç gözlemlemediğim ancak son dönem öğrenciler arasında neredeyse elle tutulur şekilde hissedilen bir durum. Belki Boğaziçi Üniversitesi’nde iletişim fakültesi olmamasından bizim okulun (Marmara Üniversitesi Gazetecilik mezunuyum) öğrencileri bir gazete ya da genel adıyla medya kuruluşuna gittikleri zaman karşılaştığı diğer gençlere şunu sorarlardı: “Sen de Marmaralı mısın?” Karşısındaki de ya kısıla kasıla “herhalde yani, sen kaç girişlisin?” türünden bir cevap verir ya da “ Allah korusun, ben İstanbulluyum, zaten bu şirkette bizim okulun mezunları revaçta” türünden biraz farklı bir “milliyetçilik” türevi davranışlar sergilerlerdi. Ama bu iki okulun dışındakilerin İstanbul basınında çok adı geçmezdi. Gel zaman git zaman Eskişehir Anadolu Üniversitesi’nin öğrencileri de bu yarışa katıldı ama hepsi bu.

Geçen haftaki yazımda bahsettim ya İstanbul Polonezköy’deki 3İK toplantılarına gittim diye. Uzun zamandır farkında olduğum bir “Boğaziçili ve diğerleri” kapışmasına burada da tanık oldum. Oturumlardan birinde yine iyi bir şirkete ne tür öğrencilerin alınabileceğinden konuşuluyordu. Bir genç söz alıp “ben şimdiye kadar herhangi bir torpil durumuyla karşılaşmadım,  nereye başvurduysam kabul edildim” diye ortaya atıldı. Hemen yanımdaki gençler birbirlerine “kesin bu Boğaiçili”, “hadi dövelim şunu”, “her toplantıda aynısını yapıyor pis gıcıklar” gibi arkadaşlarını taktir eden sözler fısıldamaya başladı. Sesler yükselince kariyerinde şanslı olduğunu söyleyen arkadaşın gerçekten de Boğaziçi’nde mühendislik okuduğu ortaya çıktı.

Bir an “adam çalışmış kazanmış, kabahat mi” diye düşündüm ama gencin edası da hiç alttan alır gibi değildi hani. Sonra şu son iki yılda üniversite gençliğiyle bir araya gelişlerimi hatırlayıp, muhasebe yaptım. Evet, milyonları eleyip, bileğinin ve aklının hakkıyla Türkiye gibi bir ülkede gerçekten çok zor bir işi yaparak B.Ü.’ye girenlerde farklı bir hava var. Kampusun havasından mıdır, yoksa gerçekten kalibrelerinin çok yukarda olmasından mıdır bilemem… Yorum yok. Ama oradan bir öğrenciyle konuştuğunuzda diğer okulların öğrencilerinde gözlemlediğiniz “ben ne olacağım” tedirginliğini pek göremiyorsunuz. Hafif bir “olmuş”luk seziliyor hallerinde.

Bu ne kadar haklı bir edadır bilemem. Bunu şirketlerle konuşmam lazım. Öyle de yapmayı düşünüyorum.

Yanıtları gelecek yazımda veririm.

Eğer kısa gelirse
Kampusa arabayla girmek parayla

Geçen hafta başladığım öğrenci mesajlarına devam ediyorum. Sizlerin de kampus ve genel konularla ilgili paylaştıklarınızı burada yayınlayacağım. Bu haftaki arkadaşımız Erciyes Üniversitesi İşletme Fakültesi dördüncü sınıf öğrencisi Hasan Köse: “Ben buradan okul yönetimine seslenmek istiyorum. Okul güzel, kampus güzel, fakültelerde küçük eksiklikler dışında bir problem olduğu söylenemez ama okul giriş ve çıkışlarında öğrencilerin şahsi araçlarından ücret alınmasını itirazımız var. Bu ödemelere hala bir anlam veremiyoruz. Kendi okulumuza parayla girip çıkmamız gibi anlamsız bir uygulama umarız uzun sürmez.”

Subscribe to comments feed Yorumlar (0 Yorum Eklendi):

Yorumunuzu Ekleyin comment

Lütfen resimde gördüğünüz kodu giriniz:

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan İŞ'TE İNSAN Gazete veya isteinsan.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

  • email Arkadaşına gönder
  • print Çıktı al
  • Plain text Sadece Yazı
Etiketler
Etiket eklenmemiş
Bu haber için oy ver
0