İŞTE GENÇ: Hayalperest diplomat! Hayalperest diplomat! ================================================================================ editorb on 08 December, 2010 07:16:00 Canberk BEYGOVA canberkbeygova@gmail.com Tuğçe Erçetin’i geçen sene Nato Information Week’in hazırlandığı zamanlarda tanımıştım; en geç gelip en çok şey söyleyenlerden biriydi. Geçen yaz Girit’te katıldığı CCM macerası ona çok şey katmış. Dürüst olmak gerekirse, röportaj yapmak için de söyleyecek çok şeyi olanlara ihtiyacım var. Eh gerçekten Kadir Has Üniversitesi’nden bu sene mezun olacak Tuğçe de beni kırmadı da ortaya dört yıllık uluslararası ilişkiler eğitiminin aşağıdaki renkli özeti çıktı! Cross Cultural Management nasıl bir organizasyon? Bu programın en önemli özelliği farklı Avrupa ülkelerinden öğrencilerin bizimle birlikte aynı derslerde, aynı otelde, aynı eğlence ortamlarında bulunmasıydı. Farklı geleneklerin, dillerin, dinlerin, değerlerin ve normların tanınması insanların farklı alanlara yönelmesini ve açık fikirli olmasını sağlıyor. ‘Ötekiler’ ayrımının yapılmasına karşılık ‘beraberlik’ sözcüğünü daha fazla duymaya başlamak ve bunun ilk günden son güne kadar daha da artması Girit’te yaşadığım en büyük mutluluktu. Seni şaşırtan bir şeyler oldu mu? Kıbrıs’ta yaşayan Rum arkadaşlarımız bile Türk kadınlarının hepsinin başörtülü olduğunu sanıyordu; Türkiye’de böyle bir yasa olmadığını, üstelik modern Türk kadınlarının daha ön planda olduğunu anlattık. Şaşırtıcı bir tecrübeydi. Neler kazandığını düşünüyorsun Girit’te? Elimde bir sertifika var, birincilik ve üçüncülük ödüllerim var ama hepsinden çok bilgi akışının sağladığı yeni bir kanalım var. En son sunumlarda biz altı Türk öğrenci her gruba dağıtılmıştık. Benim grubumda üç Kıbrıslı, bir İspanyol, Bir Litvanyalı, bir Çinli, iki Portekizli öğrenci vardı. Herkes kendi üniversitesindeki çalışma sistemine göre önerilerde bulunuyordu; aslında bu karışık olduğu kadar da çok başarılı bir yöntemdi. Çünkü ileriki dönemlerde çalışmalarımızda kullanabileceğimiz yeni teknikler öğrendik. En son ortak kararlar verdik. Bu çalışmaların sonunda benim grubum birinci oldu. Tuğba Kalafatoğlu’nun dersinde ise farklı bir çalışma yaptık. Konumuz siyasi partilerin seçimlerindeki kampanyalara örnek oluşturacaktı ve bu çalışmada ülke ülke ayrıldık. Türklerin Kürtlerle ilgili meselelerini, türban sorunlarını konuştuk ve bizim düşüncelerimize gerçekten önem verdiler. İlişkilerin barış köprüsünden geçmesinde etkili kurumlardan biri olarak düşünülen üniversite kurumu bünyesinde gerçekleştirilmesi gençlerin bir arada olmasını sağladı ve daha etkili oldu. Nasıl katıldın oraya? Geçen sene duyuru yapıldı okulda, üniversitemiz de davet edilmişti. Bizlerden CV, transkript, niyet mektubu istendi ve birçok kişi başvuruda bulundu. Girit’teki organizasyonu gerçekleştiren kişiler bu öğrenciler arasından seçim yaptı ve daha sonra bizim hocalarımız da onayladı. Bu süreçten sonra da karar verildi ve ben de katıldım. Katılsam mı, diye düşünmeme fırsat kalmadan başvurmuş ve seçilmiştim bile. Avrupa Birliği Kulübü’nün de başkanısın. Orada neler yapıyorsunuz? AB Kulübü’nü kesinlikle bir taraf olarak görmemeliyiz, kulübü “Ben AB’ye karşıyım, burada işim olmaz” diye eleştiren arkadaşlar oluyor. Aslında farklı düşünceleri aynı platformda bir araya getirmek üzere başkanlığı üstlendim. AB gündemini takip ederek bilgi edinmeyi, politika üretmeye katkıda bulunmayı amaçladık daha çok. Kendimizi geliştirmenin yanı sıra faydalı da olmak istedik. Bugün herkes AB hakkında konuşuyor ama somut hale getirmek daha önemli ve bu bilincin yerleşmesi için çalışıyoruz. Biraz farkındalık kazandırıp çalışmalar yapılmalı. İlk organizasyonumuzu AB kimliği üzerine gerçekleştirdik ve Fuat Keyman’ı davet ettik. Devamını da getirdik. Şimdi farklı bir projeye odaklanmış durumdayım aslında; Ermenistan ve Türkiye arasında kültürel bir barış köprüsü oluşturmak gibi. Gelecek nesillere bir model olma amacını taşıyan bu proje önceki programları da örnek almış ve gelişimini tamamlamaya çalışmakta olan yeni bir çalışmayı içeriyor. Biraz anlatır mısın? Farklı algılamalardan dolayı tehditlerin arttığını düşünen biriyim ve bu algılamaları yönlendirmede bireylerin rolü çok büyük. Bu yüzden kültürel bir çalışmanın uluslararası çevre için daha başarılı olacağına inanıyorum. Bu projenin gerçekleşmesi için Ermenistan’dan beş-yedi misafir öğrenci gelecek. Ermenistan’la iletişimi Stepan Grigoryan’la gerçekleştirdim. Ermenistan’daki organizasyonun sorumluluğunu kabul ederek, ‘hazır’ olduğumuzda ‘hazır’ olacaklarını belirtti. Yeni bir düzen ve insan hakları ihlalinin yaşanmadığı güvenlik toplumuna ilerlemeyi amaçlayan bir proje olarak düşünülüyor. Uluslararası ilişkiler öğrencilerinin sistemi tanımlaması; terörizm, insan hakları, güvenlik ikilemi, enerji güvenliği, güvenlik toplumu gibi kavramları kullanarak tartışmalarla öne sürecekleri fikirlerin değerlendirileceği bir ortam hazırlanacak. İki tarafın öğrencileri aralarında ‘workshop’ yaparak aynı platformda farklı düşünceleri ifade edecekler ve bu çalışmalar sonucunda bir metin oluşturacaklar. Bu süreç içerisinde farklı bireyler farklı iletişimler kuracak ve yarın olduğunda daha güzel hisler besleyecek diye düşünüyorum ve bunun turistik bir gezinin ötesine geçmesini umuyorum. İş tecrübesi yaşadın mı hiç? İkinci yılımda Rıfat Barokas’ın asistanlığını yaptım ve ne zaman ne yapılması gerektiğini işte o deneyimde öğrendim. Hocamın katkılarını unutamam asla; uluslararası konularda gerçekten bilgilendim, birçok kişiyle tanışmama vesile oldu. İktisadi Kalkınma Vakfı’nda staj yaptım ve AB deneyimlerimi orada kazandım. Şimdi Turkish Policy Quartely dergisinde gönüllü olarak çalışıyorum daha sonra da Hollings Center’da çalışacağım. Gönüllü aktivitelere katıldın mı? Hrant Dink Vakfı gönüllülerindenim; İnternet sitesinde gezinirken “gönüllü olmak istiyorum” butonu görür görmez bastım. İlk istekleri, gerçekleştirecekleri konferansta organizasyona yardımdı. Aslında üşenmediğim için fazlaca yer alıyorum. Okulumuzda düzenlenen NATO Afgan Forumu için de yardımcı olmaya çalıştım, motosiklet benim için bir yaşama nedeni olduğundan motosiklet toplantılarının organizasyonunda yer aldım ve üzücü kazalar sonrası bazı eylemler gerçekleştirilirken gönüllü olarak eylemlere katılıp; şikâyetlerimizi uygun yerlere taşımaya çalıştım. Birçok kez doğudaki okullara kitap yardımı için yapılan aktivitelerde yer aldım. Gelecek planlarını anlatabilir misin? Master yapmak için Avrupa’daki üniversitelere başvuracağım. Alanımda uzmanlaşmak istiyorum, başka bir şeyde mutlu olamam. Aktif rol almak istiyorum ve her gün yeni bir alanda yer almak. Çok fazla planım var, anlatsam hayal bile gelebilir çoğu; ama ben hep böyle başladıkça kendime inanıyorum.