Herkes ÖSS’ye Erdem ödüle
Lisenin laboratuvarkolik öğrencisi Erdem Başeğmez, Amerika’daki Intel-ISEF gençlik bilim yarışmasının üçüncüsü olunca hayatı değişti… Genç bilim adamı yeni projelere açılacak ama “yerim dar” diyor
işte genç – 05.04.10Canberk Beygova
Erdem Başeğmez liseden arkadaşım ama bizden farklı olduğunu mezun olduktan sonra anladık. Benim kafam ‘dersten nasıl uzanır’a çalışırken, onun kafası ‘ders nasıl uzatılır’la meşgulmuş. Her ne kadar ben onun öğrencilik döneminde yaptıklarını ‘laboratuarda vakit öldürmek’ olarak görsem de, Amerikalılar arkadaşıma bu alanda üçüncülük ödülünü layık görmüşler. Arkadaşı Murat Aslan’la birlikte yaptığı proje, Intel-ISEF’in düzenlediği Uluslararası Gençler Bilim ve Mühendislik Fuarı’nda büyük başarı elde etmiş. Çok da iyi yapmış. Ödül bahane oldu, aşağıda okuyacağınız röportaj vücuda geldi!
Öncelikle tebrikler, de buraya katılmak nerden esti be Erdem?
Bu fuarda 21 yaşın altındaki 60'a yakın ülkeden gelen en zeki gençlerin yaptığı projeler görülebiliyor. Tabii o kadar insanı bir araya topladıktan sonra derecelendirme ve ödüllendirmesini de yapıyorlar. Bizim katılmamız ise şöyle oldu. Geçen sene herkes gibi biz de ÖSS'ye hazırlanıyorduk. Senenin ortasında Ankara'dan telefon geldi. Tıpkı filmlerdeki gibi bana "Erdem, ABD'ye gidiyorsunuz" dediler. Telefon kutsal kurum TÜBİTAK'tan geliyordu. Yani o fuara isteyen katılamıyor. TÜBİTAK'ın seçim kriterleri nasıldır bilmiyorum ama bizim projemizi Türkiye derecesinden sonra uygun görmüşler, bizi gönderdiler sağ olsunlar.
O yaptığınız şey neydi tam olarak?
İşime yarar bir şeyse söyle yani. Valla inşallah bir gün işimize yarayacak, bu haliyle olmaz ama eninde sonunda kullanılacak. Yaptığımız ise şu: Bundan önce başka bir proje daha yapmıştık. O projede suyun akışını sağlamak için elektrik motorları kullanıyorduk. Sonra ortaya bir soru çıktı: Yahu bu elektrik motorları çok büyük, çok gürültülü, ağır da... Ne yapsak da bunların yerini dolduracak bir şeyler bulsak?"
Ondan sonra Nikel-Titanyum denen ısıtılınca küçülen materyali projede sanki bir motormuş veya yapay kasmış gibi kullanmaya karar verdik. Böylece oluşturacağımız uygulamalar çok daha küçük ve hafif olacaktı. Bunu ilk defa biz yapmıyoruz tabi, ama bizim projedeki amacımız Nikel-Titanyum'u kullanarak farklı hareketler sağlayabilmek: doğrusal dairesel, açısal vb.
‘Nasıl işine yarayacak’ sorusuna gelirsek, bu materyal bizim tahminlerimize göre ileriki zamanlarda robot ve mekanizmalarda hareket sağlayıcı olarak kullanılacak. O kadar çok özelliği var ki Nikel-Titanyum'un anlatmakla bitmez, şimdilik sağlık sektöründe stentlerde kullanılıyor. Tabi daha küçük dokulara ulaşmak için daha da küçük mekanizmalara ihtiyacımız var. Onlarda da Nikel-Titanyum kullanılacak tahminimize göre.
Tam da ÖSS senesi, millet kendini dershanelerde 'kafes'e kapatırken sen laboratuara kapattın herhalde.
Bu konuyu açıklamak biraz zor. Biz doğru olduğuna inandığımız şeyi yaptık. Hatta biraz daha abartayım, beni ÖSS'de birinci yapsalar, benim için hiçbir şey ifade etmez. Çok büyük bir risk alarak ÖSS'den bir ay önce ABD'ye gittik. Bunu belki bizim yerimizde olan çoğu insan yapamazdı. Ama bizim farkımız da burada ortaya çıkıyor. Risk almadan istediklerimize ulaşamayız. Oraya giderken hiç aklımızda yoktu ÖSS, üniversite. Kendimize güvenimiz tamdı. Bir şekilde istediğimiz yere zaten gidecektik, öyle de oldu.
Peki şimdiki bölümüne nasıl girdin öyle küt diye?
Intel'de TÜBİTAK'ı temsilen derece aldığımız için üniversitelerde istediğimiz bölüme yerleşebilme hakkı kazandık. Tabii insanların bu konuda rahatsız olduğu bir şey var. "Oh adamlar ne güzel güle oynaya gitmiş, küt diye girmiş üniversiteye". Öyle bir şey yok, kimseye güle oynaya uyduruk bir şey yaptı diye derece vermezler. Biz sadece emeğimizin karşılığını aldık. Oradan derece almasaydık zaten ÖSS'yle de istediğimiz yere girerdik.
Boğaziçi Elektrik-Elektronik. Nelere niyetlisin daha?
Boğaziçi Elektronik Bölümü de iyi şimdilik, ama kesmedi burası da beni galiba Canberk. Yurtdışında iyi bir üniversiteye başvurdum, oradan gelecek yanıta göre hayatım şekillenecek. Projeyi yaptığımız dönemde, son iki-üç yılda, en çok başkalarından hiçbir şey beklemememiz gerektiğini öğrendik. Bir de şöyle düşünelim. Eğer benim burada bir beklentim olmazsa gayet rahat ve mutlu yaşayabilirim, ama insanlara bir şey kazandırdığımıza inanıyoruz. Bu yüzden artık beklentilerimiz var. Başka bir okula başvurmamın nedeni de bu zaten.
Neler geçiyor aklından?
Çok uzun planlar yapmayı sağlıklı bulmuyorum, çünkü hayatımız bir telefonla değişiyor anlattığım gibi. Ama kısa dönemde şunu söyleyebilirim, aklımda bir iki fikir daha var, ama bunları uygulayabilmek için artık lise laboratuarları maalesef yeterli değil. Fikirlerimizin oturması için biraz daha fazla bilgiye, zamana ve kaynağa ihtiyacımız var. Bunlar bize sağlandıktan sonra sanırım yine röportaj yapma ihtiyacı duyacaksın bizimle.



del.icio.us
Digg
Facebook
Google
Myspace
Yahoo
Yorumunuzu Ekleyin