Emre Aköz: Burnun ve kokun: Onlar seni anlatır!
Koku mühim meseledir. Aşkta da, işte de! Kötü kokular yayan bir çalışanın kariyer basamaklarını hızla tırmanması imkansızdır.
Haberi duymuşsunuzdur: TV kanalı ‘24’ün yöneticileri, Moderatör programının sunucusu Bahar Feyzan’ın işine son verdi.
Gerekçe: Feyzan’ın programa gelirken limon kolonyası süren konuklardan rahatsız olması.
“Dayanamıyorum…” diyor Feyzan, “burnumun direği sızlıyor, konudan da, yayından da kopuyorum.”
Bu olayı küçümsemeyin: Koku mühim meseledir. Aşkta da, işte de!
Kadınla erkeğin fikirleri, zevkleri, tarzları yüzde yüz uyumlu olabilir. Ama kokuları birbirine uymuyorsa, taraflardan biri (ya da karşılıklı olarak) diğerinin kokusundan hoşlanmıyorsa; geçmiş olsun! O ilişki asla yürümez. Hatta başlamaz bile!
İş hayatı aynı: Kötü kokular yayan bir çalışanın kariyer basamaklarını hızla tırmanması imkansızdır.
Peki, koku niye önemli?
Çünkü koku merkezi ile hafıza merkezi beynimizde dip dibe durur. Dolayısıyla kokular bizi geçmişe götürür.
Çocukken tokat yediğiniz komşudan yayılan faraza dereotu kokusunu, yıllar sonra tekrar duyduğunuzda, tokadı birebir hatırlamasanız da rahatsız olursunuz.
Ya da tersi… Sizi mutlu etmiş bir olayla bitişen, diyelim ki menekşe kokusunu hep duymak istersiniz. Öyle kokan insanlar ve mekanlar sizi çeker.
Ben Bahar Feyzan iyi anladığımı sanıyorum. Ancak olaya yönetim açısından da bakmak gerekir: Moderatörün burnu limon kolonyasına düşman diye, onu mazur mu göreceğiz? Neticede limon kolonyası her yerde rastlanan, çok satılan, “normal” bir koku…
Acaba Bahar Feyzan, bu sıkıntısını herkese duyurmak yerine, başka bir yol seçemez miydi? (Belki de geçmişindeki ‘kötü’ birinden intikam alıyordu!)
Mesela otopsi yapan patologlar, kadavrayı neşterlemeden önce burunlarına güçlü bir koku sürer. Benzeri bir kremi Bahar Feyzan yanında taşıyabilirdi.
Koku konusu dallı budaklıdır.
Örnek: Lavanta kolonyası sürmeden işe gelmeyen (rahmetli) Çetin Emeç, bir vakitler Milliyet’e yayın yönetmeni olmuştur.
Bir ay ya geçer, ya geçmez; gazetenin yazı işleri bölümü lavanta bahçesi gibi kokmaya başlar. (‘Liderini Takip Et Sendromu’ derim ben buna.)
Velhasıl, naçizane tavsiyem...
Bir: Önlenmesi kolay nahoş kokulara (ağız ya da ter kokusu gibi) asla izin vermeyin.
İki: Modanın esiri olmayın. Teninize uygun bir koku seçin. Onu da samimi bir iki arkadaşınıza danışın.
Üç: Doğal ten kokunuzdan kurtulamazsınız. Ama unutmayın, her şeyin bir “alıcısı” vardır.
(Emre Aköz – 30.11.09)



del.icio.us
Digg
Facebook
Google
Myspace
Yahoo
Yorumunuzu Ekleyin