Ana Sayfa | İş'te Genç Yazarlar | Nurettin Özdoğan: Değişimden korkanın kaşığı kırılsın mı?

Bölümler


Nurettin Özdoğan: Değişimden korkanın kaşığı kırılsın mı?

Yazı Tipi Boyutu: Decrease font Enlarge font
Nurettin Özdoğan: Değişimden korkanın kaşığı kırılsın mı?

Değişmeyen tek şey değişimin kendisidir... Bazılarına bu söz fazlasıyla klişe gelmekte, bazılarına ise "Harbiden ya her şey değişiyor" dedirtmekte.

Okuduğun şehir, üniversite hatta fakülte insanı fazlasıyla değiştiriyor. Ben bu konuda kobay olabilecek bir gencim. Lisedeki arkadaşlarım beni görünce tanıyamıyorlar. İlkokul arkadaşlarımı ise hiç sormayın; yıllar sonra ilk buluşmamızda espri olsun diye "Polat Alemdar gibi yüzümü değiştirdim" dedim inandılar. Hatta 'Geçmiş olsun!' dileklerinde bile bulundular.

Bizim üniversitelerde 'değişim' diye bağırsan millet "Öğrenci değişim programı: Erasmus" diye algılar sanırım. Değişim kelimesi nedense ülkemizde olumsuz algılanıyor. Belki de olaylara karamsar bakmaya alıştığımızdan kim bilir? Biz gençler değişmekten korkuyorsak vay halimize. Çünkü 'değişim'den korkanın bir şeyi değiştirirken eli titrer.

Hey sen! Hayali üniversiteye kapağı atmak olan genç. Değişmekten korkmamalısın. Eğer korkarsan üniversiteye girdikten dört yıl sonra CV denilen kâğıt parçasını şirketlere gönderip beklemekten başka elinden bir şey gelmeyecek. Hey sen! Kendi işinin patronu olmak isteyen genç. Değişmekten korkmamalısın. Eğer korkarsan sonunda pes edip bir işe girip kendini patrona yağ çekerken bulabilirsin. Hey sen! Bilim adamı olmak isteyen genç. Değişmekten korkmamalısın. Eğer korkarsan üniversitelerdeki bu düzene isyan edip bilimden soğuyabilirsin. Hey sen! Âşık olduğun sanatı ölene kadar icra etmek isteyen genç. Değişmekten korkmalısın. Yoksa üç kuruşluk popüler kültüre yenik düşebilirsin.

Malcolm Gladwell’in en son kitabı olan “Köpeğin gördüğü” kitabının önsözünden bir pasaj okuyalım: “Büyüme çağında yazar olmayı hiç istemedim. Avukat olmak istiyordum ve üniversitenin son sınıfında reklamcılık yapmaya karar verdim. Toronto kentinde on sekiz ajansa başvuruda bulundum ve duvarıma ardı ardına yapıştırdığım on sekiz olumsuz mektup aldım. (Onları hala bir yerlerde saklıyorum) Lisansüstü eğitimi düşündüm, ancak notlarım yeterince iyi değildi. Bir yıllığına egzotik bir yere gitmek için burs başvurusunda bulundum ve geri çevrildim. Yazmanın bir meslek olabileceğini asla anlayamamak gibi basit bir nedenle sonunda yanlışlıkla yazar oluverdim. Meslekler ciddi ve yıldırıcıydı. Yazmak ise eğlenceliydi.”

Hey sen! Güzel bir gelecek hayal eden genç. Lütfen değişmekten korkma. Eğer korkarsan geleceğini fosilleşmiş insanların eline bırakmış olursun!

Bir de ünlü reklamcı Jacques Seguela’nın sözlerini hatırlayalım: “Lütfen anneme reklamcı olduğumu söylemeyin, o beni bir genelevde piyanist sanıyor.”
Tadını çıkartın.

Subscribe to comments feed Yorumlar (0 Yorum Eklendi):

Yorumunuzu Ekleyin comment

Lütfen resimde gördüğünüz kodu giriniz:

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan İŞ'TE İNSAN Gazete veya isteinsan.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

  • email Arkadaşına gönder
  • print Çıktı al
  • Plain text Sadece Yazı
Etiketler
Etiket eklenmemiş
Bu haber için oy ver
0