Ana Sayfa | İş'te Genç Yazarlar | Özge Sarıkadılar: Dört köşe

Bölümler


Özge Sarıkadılar: Dört köşe

Yazı Tipi Boyutu: Decrease font Enlarge font
Özge Sarıkadılar: Dört köşe

Yıl 1990. Birçoğunuzun doğum yılı benim ise hayatıma yön veren buhranlı ama uğurlu bir yıl. Yani ilkokulun beş, ortaöğretimin ise hazırlıkla birlikte yedi yıl olduğu zamanlar.

İzmir’de, bir yandan liseden mezun olmaya çalışırken bir yandan da üniversite sınavına hazırlanıyorum. İnekliğimin doruğundayım. Okul, dershane, özel ders üçgeninde bir o köşeye bir bu köşeye savruluyorum. Sosyallik neredeyse sıfır. Tek sosyal aktivitem, anneannemi ziyarete gitmek. Yani hem inek hem de ana kuzusu, uyuz bir karakterim.

Kendimi tanıyamıyorum. Okulun fırlama, arkadaşlarını gaza getiren, en sosyal insanı gitmiş yerine hayatın sadece “a,b,c” şıklarından oluştuğuna inanan bir tip gelmişti. İnsanlar bana “Naber hocam dediğinde” , ben a) iyiyim, b) eh işte c) sana ne be d) hiçbiri gibi cevaplar veriyorum. Yani kısacası testlerle kafayı kırmışım. Bu arada kafam çalışsın diye muzları Sarelle’ye banıp banıp, cevizleri kırıp kırıp yemekten kilom tavan yapmış, 50 kilodan 65 kiloya çıkmışım, yüzümü sivilceler basmış ama olsun kafam sözde Einstein gibi çalışıyor. Yılsonunda mezuniyet balosu var ve diktirdiğim elbiseye girme şansım günden güne azalıyor. Görenler “Ah canııım biraz kilo almışsın ama boyun var, kaldırıyor” yalanını savuruyor ama benim umurumda değil. Benim çok daha önemli bir hedefim var.

Üniversiteyi kazanmak. Nasıl olsa kilolar bir şekilde verilir. Sosyal, Türkçe ve İngilizce üzerinde yoğunlaşmış durumdayım. Matematik ve Fen’le uzaktan yakından alakam yok. Kafam basmıyor, rakamlarla, formüllerle bir türlü kanka olamıyorum. Coğrafyadaki enlem boylam hesaplarını yapabilecek kadar matematik bilgim var Allahtan. Tarihim 10, tarih hocam benimle özel ilgileniyor. Osmanlı tarihini, ezber kabiliyetim sayesinde sular seller gibi şakıyorum. Dile olan yatkınlığım sayesinde İngilizceye gayet hakimim yani “Mr. And Mrs Brown went to the seaside”ın baya ilerisindeyim. Hazırlıktayken yaptığı ani mini testlerle bana İngilizceyi döve döve öğreten sıfırcı Melahat’e çok şey borçluyum. Gel gelelim Türkçe dilbilgisine. Deneme sınavlarında İngilizce ve Sosyalde netlerim hiç fena değil ama Türkçe testlerde kelimenin tam anlamıyla çuvallıyorum. Tonlarca test çözüyorum ama bir türlü barajı aşamıyorum. Yani muz ve Sarelle ikilisi bile de’leri da’ları doğru yerde ayırmama yardımcı olamıyor. Sonunda bir akşam yemeğinde aile meclisi toplanıyoruz ve acil durum planını devreye sokmaya karar veriyoruz. Özel ders! Özel derse o güne kadar karşı olan babam bile benim çaresizliğim karşısında “Eh madem, iyi bir hoca tutalım” diye homurdanarak öneriyi kabul ediyor. Hemen üniversite sınavını kazandırma grafiği yüksek bir hoca arayışına giriyoruz. Bütün oklar İzmir’in en popüler Türkçe öğretmeni Feyza Hepçilingirler’i gösteriyor. Feyza Hanım farkında olmadan, benim bugünkü mesleki kariyerime büyük katkıda bulunan yüce insan oluyor. Bu macera bitmez…

ozge.sarikadilar@turkuvazdergi.com.tr

Subscribe to comments feed Yorumlar (0 Yorum Eklendi):

Yorumunuzu Ekleyin comment

Lütfen resimde gördüğünüz kodu giriniz:

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan İŞ'TE İNSAN Gazete veya isteinsan.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

  • email Arkadaşına gönder
  • print Çıktı al
  • Plain text Sadece Yazı
Etiketler
Etiket eklenmemiş
Bu haber için oy ver
5.00