Nurettin Özdoğan: Halil Pazarlama’dan taktikler
Sizi bilmem ama benim ilk “pazarlama” kavramıyla tanışmam 90’lı yıllarda Bizimkiler dizisindeki Halil Pazarlama ile oldu.
Halil Pazarlama, kapıcı Cafer’in kayınpederinin sahip olduğu marketin ismiydi. Yanılmıyorsam, bir de dizideki aksi adam yönetici Sabri Bey tarafından bestelenmiş bir şarkısı vardı. Sözleri şöyleydi: “Müjde-müjde-geldi işte hanımlar-geldi işte kapınızda-Halil Pazarlama-Halil Pazarlama-Halil Pazarlama-kapınızda!”
90’lı yıllarda çocuk olanlar için Halil Pazarlama o zaman Cafer’in kayınpederinden fazla birşey ifade etmiyordu. Pazarlama kavramı ise hiç birşey ifade etmiyordu bizlere. Şimdi pazarlama sözcüğü hayatımızın merkezinde.
O kadar ki sadece pazarlama kavramı değil, pazarlamanın yanına gelecek her kelime bir öbek halinde bizlere farklı anlamlar yüklemekte. “Pazarlama departmanı” diyoruz mesela. Şirketlerin en değerli bölümü bugün pazarlama departmanı. Örneğin, “pazarlama dehası” diyoruz. Pazarlamayı en iyi beceren insanlara verilen sıfat olarak karşımıza çıkıyor.
Pazarlama mesajları, pazarlama mecraları, pazarlama müdürü aklıma gelen kavramlardan sadece bazıları. Sabaha kadar otursak pazarlama ile ilintili birçok şey konuşur ve yazabiliriz. Artık başarının en büyük kriterlerinden biri olmuş, pazarlama. Yani ne kadar iyi pazarlarsan o kadar başarılısın.
Bir de son yıllarda çok konuşulan birşey var; “kendini iyi pazarlamak”. “Ne yani ya ben deterjan mıyım ki kendimi pazarlayacağım?” diye serzenişte bulunabilirsiniz. Ben de bu kavramla ilk tanıştığımda öyle demiştim, sonra yavaş yavaş kabulleniyorsunuz. Yeteneklerinizi ve sizde bulunan değerli şeyleri bir şekilde daha iyi ifade ederek karşınızdakini etkilemek. İşte bütün mesele bu.
Kendini iyi pazarlayamayan insanlar, iş hayatında çok yavaş yükselebiliyor. Belki ondan daha az yetkin olan bir kişi kendini daha iyi pazarladığından işi ya da alkışı kapabiliyor.
İş mülakatlarında da böyle. Yüzlerce kişi aynı pozisyona başvurur, onlarca kişi mülakata çağrılır. Ama o pozisyon için sadece bir kişi işe alınır. En iyisi, en yeteneklisi, en yetkini olduğu için mi? Sanmıyorum, en iyisi cevabı size bırakayım.
Kendinizi iyi pazarlamak için, diksiyonuzdan kendinizi iyi tanımaya kadar birçok şeye dikkat etmeniz gerekir. Karşınızdakini iyi analiz etmeniz şart. Öncelikli olarak ne söylerseniz karşınızdaki kişiyi etkilersiniz? Bu sorunun cevabını bulmalısınız.
“Asansör konuşması” (Elevator pitch) adı verilen teknik işinize yarayabilir mesela. 30-60 saniyede kendinizi ya da projenizi karşı tarafa zap yaptırmadan nasıl anlatabilirsiniz?
İki sene once yabancı bir şirkette çalışırken başıma gelmişti. Ofisimiz plazanın12. katındaydı. Bana sorulan soru şuydu, “Şimdi senle lobiden asansöre binsek, ofise çıkana kadar kendini bana nasıl anlatırdın?” Ben sorunun mantalitesini bulana kadar 12. kata gelmiştik.
(Nurettin Özdoğan – 05.04.10)



del.icio.us
Digg
Facebook
Google
Myspace
Yahoo
Yorumunuzu Ekleyin