Emre Aköz: "Meraksız" öğrenciler gerçekten meraksız mı?
Geçen gün yeni kurulan İstanbul Şehir Üniversitesi’nin açılış töreni vardı. Ben mütevazı bir tören olacağını düşünerek gittim. Cumhurbaşkanı ve Başbakan da geldi!
Bu ilginin nedeni, üniversiteyi kuran ekibin içinde Dışişleri Bakanı Prof. Ahmet Davutoğlu’nun da bulunmasıydı.
Bilim ve Sanat Vakfı çevresinde toplanan bir grup aydın, entelektüel arkadaşlıklarını 1986’dan beri sürdürüyor.
Ekibin ünlü simaları arasında Ülker Grubu’ndan Murat Ülker de var mesela… Sonunda en büyük hayallerini gerçekleştirebildiler işte!
Üniversitenin açılış töreninde olup bitenleri haberlerde görmüşsünüzdür.
Bense Başbakan Erdoğan’ın bir sözünü ele almak istiyorum:
Başbakan konuşmasında şöyle yakındı:
“Merak edip de okulun yanı başındaki müzeye gitmeyen, dört yıl içinde bir kez dahi okul kütüphanesine uğramayan öğrenciler var…”
O tür meraksız öğrencilerden söz ederken samimi biçimde üzüldüğü, başbakanın yüz ifadesinden belli oluyordu.
Bu tip öğrencilere “meraksız” demek, bana biraz insafsızca geliyor. Sebebini anlatmaya çalışayım…
Eskiden öyle bir genel ortam vardı ki geçmişi bilmek, tarihten konuşmak başlı başına bir değerdi.
Faraza Mustafa Kemal’in 1923 genel seçimlerinden önce ortaya attığı ‘Dokuz Umde’yi saymak gerekiyordu.
‘Dokuz Umde’yi bilmeyen bir genç, sanki yeteri kadar bu ülkenin evladı değilmiş gibi muamele görebiliyordu kimi çevrelerde…
Ama artık geçmişle ilgimiz zayıflıyor. Meraksızlık, vurdumduymazlık değil bu…
Geçmişi kullanacağımız meslekler ve ortamlar azalıyor.
Geleceğe yönelik projeler öne çıkıyor.
Yani çoğunluk, ‘Dokuz Umde’yi bilmeden de başarılı olabiliyor…
İspatı basit: Şu yazıyı okuyanların kaçı “umde” kelimesinin anlamını biliyor?
Bir zamanlar bilmemek kabahatti… Daha sonraları “Bilmemek değil, öğrenmeye çalışmamak ayıp” denmeye başlandı… Şimdi ise bilmek değil, “sınavı geçip diplomayı kapmak” önemli…
Biri kalkıp “Tamam ama ‘umde’ kelimesini bilmemek eksiklik değil mi” demeye kalkışırsa…
Karşısındakilerin yapacağı şey çok basit: Hemen cep telefonlarıyla İnternet’e girip Türk Dil Kurumu sitesini bulacak… Oradan da TDK Sözlüğünü açacaklar… İki tık sonra ‘umde’ kelimesinin “ilke” anlamına geldiğini öğrenecekler…
İşte bu kadar basit...
Hem bu rahatlık hem de gündelik ortamda gerekli olmaması, genç insanlar yüzlerini geçmişe değil, geleceğe dönüyor…
Geleceği tahmin etmek önem kazanıyor.
Geçmişi yorumlamak yerine, yaratıcı fikirlerle geleceği kurma çabası öne çıkıyor.
Yani onları “meraksız-ilgisiz” diye hemen suçlamamak gerek. Ama o arkadaşlar da şunu unutmasın: Geleceği kurmak üzere yararlanacakları malzemenin hatırı sayılır bir bölümü geçmişte yer alıyor.
Az buçuk tarih bilmeden mesela “Elveda Rumeli” gibi bir dizinin senaryosunu yazmak ya da yönetmek mümkün mü?



del.icio.us
Digg
Facebook
Google
Myspace
Yahoo
Yorumunuzu Ekleyin