Emre Aköz: Öpüşmenin eski tadı yok
Modern yaşamın küçük ama yine de mühim konularından biri “kimi, nerede, ne zaman, nasıl” öpeceğini bilmektir.
Bundan 50 yıl kadar önce, İstanbul’un yetişkin erkekleri, “Vay, na’ber birader” diyerek birbirlerinin yanaklarına taarruzda bulunmazdı. En azından benim çevremdekiler öyleydi.
İstanbul’a göç filan derken, nihayetinde tümü birbirini öper oldu. Burada dikkati çeken nokta, Batı’dakinden farklı olarak bizde, erkek ile kadının selamlaşmak için öpüşmemesidir.
Erkek erkeği, kadın kadını öper, işlem tamamlanır. Ne yapalım, bizim de kültürümüz böyle şekillenmiş.
Öte yandan iyi eğitimli çevrelerde erkekle kadın öpüşerek selamlaşır oldu. Bağdat Caddesi kaldırımlarında, açılış kokteyllerinde, kafelerde filan sık sık rastlıyorum.
Erkek olarak bilhassa kadınlarda en kızdığım şey “yanak değdirmecedir”. Bir “pelte ellileri” sevmem, bir de yanağını yanağıma dayarken, gökyüzüne öpücük gönderenleri.
Bana kalsa hiç öpüşmem. Şart değil ki.
Samimiyetini ve sevincini gösterecek nice söz ve jest var. Örneğin el sıkışırken “gözlerinin içinin gülmesi” yeter.
(Not: Hoş bunu da ayna karşısında çalışanlar olduğunu biliyorum ya, neyse.)
Küreselleşmenin benden yana olduğunu sanıyorum: Nasıl paralar, mallar, veriler, insanlar artık kolayca sınırları aşıyorsa, virüsler de aşıyor.
İşte Domuz Gribi:
Gel de öpüş bakalım!
Göreceksiniz; bunun gibi daha nice virüs çıkacak önümüzdeki yıllarda.
(Arkadaşlara ipucu: Sağlık ve gençleştirici kozmetik sektörü büyümeye devam edecek. Fırsatını bulursanız o tarafa kayın.)
O halde öpüşmek yerine şartlara uygun başka selamlaşma teknikleri geliştirmekte fayda var.
Bu konuda en ilginç hamle ülkücülerden gelmişti. Öpüşmek yerine “küt!” diye şakaklarını tokuşturmaya başladılar.
Daha sonra bunu İslamcılar kaptı. Ama onlar ülkücüler kadar sert tokuşturmuyor. Nazikçe değdiriyorlar.
Hem “siyasi çağrışımları”, hem de “fazla erkeksi” olduğu için bu hareketten kaçanlar da çok elbette.
Ama keşke yaygınlaşsa: Eğer kültürümüz gereği bir temas olacaksa, bence şimdilik bu en uygunu.
Dudağını başkasına değdirmenin nice anlamı var: Bir çocuğun alnını öpmek, yaşlı bir adamın elin öpmek, akranının yanağını öpmek… Hepsi de farklı duyguların göstergesidir.
Söze son verirken hatırlatayım: Burada değindiğimiz her konu için kitap yazılabilir.
Bunların en zevklisi, hiç kuşkusuz sevgiliyi dudağından öpmeyi anlatandır ki aynı zamanda o en kalın kitap olacaktır.
(Emre Aköz – 07.12.09)



del.icio.us
Digg
Facebook
Google
Myspace
Yahoo
Yorumunuzu Ekleyin