Ana Sayfa | İş'te Genç Yazarlar | Özge SARIDKADILAR :Yurtta sulh!

Bölümler


Özge SARIDKADILAR :Yurtta sulh!

Yazı Tipi Boyutu: Decrease font Enlarge font
Özge SARIDKADILAR :Yurtta sulh!

Boğaziçi Üniversitesi İngiliz Dili Edebiyatı bölümünü kazandığımda hem sevinçten havalara uçmuş hem de fena halde tırsmıştım. Kazanana kadar yırtınmıştım, kazanınca da bir anda gerçeklerle yüzleşmiştim.

işte genç – 18.05.09
Özge SARIDKADILAR
ozge.sarikadilar@turkuvazdergi.com.tr


Boğaziçi Üniversitesi İngiliz Dili Edebiyatı bölümünü kazandığımda hem sevinçten havalara uçmuş hem de fena halde tırsmıştım.

Kazanana kadar yırtınmıştım, kazanınca da bir anda gerçeklerle yüzleşmiştim. İzmir’de annemlerin yanında ekmek elden su gölden yaşarken şimdi İstanbul gibi bir kurtlar sofrasında kuzu çevirme olacaktım. Olsun ama buna değerdi.

Kayıt zamanı gelince annemle beraber İstanbul’a geldik. Kayıt dışında bir misyonumuz daha vardı: okulun yurduna kapağı atabilmek. O zamanlar okulun paralı yurdu yok. Okulun beleşe sağladığı Kuzey yurdu ve Güney yurdu var. Güney yurda girmek için herkes birbirini yiyor. Aslında bina çok eski, dökülüyor ama orada kalmak çok havalı. Çünkü Güney yurt kampusun tam ortasında, karşısında da erkekler yurdu var. Kuzey Maslak, Güney ise Bebek tadında. Neyse, kuralar çekiliyor ve benim şansıma Güney yurt çıkıyor.

Olaya çok seviniyorum ama odadaki kişi sayısını duyunca yıkılıyorum. 70 metrekare, ranzalarla dolu bir odada 10 kişi. Ranzaların üst katları ise daha ferah olduğu için karaborsa. Bütün eşyalarınızı sığdırmanız gereken dolap ise mutfak dolabı büyüklüğünde.

Kalk sen İzmir’deki konforlu odanı bırak gel burada alt ranzada yatanla komşuculuk oynayarak yaşa. Tuvaletler, duşlar, çalışma odası her şey ortak, mutfak bile yok. Benim kadar titiz birine bu kadarı çok fazla. Bu ortamı görünce biraz moralim bozuluyor ama anneme çaktırmıyorum üzülmesin diye. Beni “Bak üzülme, sabahları kalkıcan iki adımda derstesin. Bundan büyük rahatlık var mı?” diye telkin etmeye çalışıyor ama biliyorum ki moral olarak benden daha perişan. Sonuçta başa gelen çekilir, kaderimde bu da varmış diyerek yurt için yatak, yorgan, ıvır zıvır alışverişine başlıyorum. Sırada ise hazırlık sınavı var. Ben sistemimi bu sınavı geçmek üzere kuruyorum. Çünkü o yurtta balık istifi şeklinde yaşamaya beş yıl katlanamam, okulu dört yılda bitirip mezun olma peşindeyim.

İngiliz Dili Edebiyatı’nı kazanmışım hazırlık sınavını da geçememek haliyle bana onur kırıcı gözüküyor. Neyse sınava giriyorum ve dumur oluyorum. Sınav fena halde kazık. İki bölümden oluşuyor. Birinci bölüm çoktan seçmeli, ikinci bölüm ise kompozisyon. Birinci bölümü hallediyorum da ikinci bölümdeki kompozisyon konusu beni biraz kasıyor.

Neyse bir şeyler sallayıp çıkıyorum. Sonuçta sınavı geçiyorum ama geçtiğim için de pişmanlıkları oynuyorum. Meğer Boğaziçi’nin tadını çıkarabilmek için mutlaka hazırlık okumak, sınavı geçmek üzerine kurduğum sistemi, tıpkı diğer öğrenciler gibi geçmemek üzerine kurmak gerekiyormuş. Kimse bana önceden bu tüyoyu vermedi ki ben nerden bileyim...

Subscribe to comments feed Yorumlar (0 Yorum Eklendi):

Yorumunuzu Ekleyin comment

Lütfen resimde gördüğünüz kodu giriniz:

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan İŞ'TE İNSAN Gazete veya isteinsan.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

  • email Arkadaşına gönder
  • print Çıktı al
  • Plain text Sadece Yazı
Etiketler
Etiket eklenmemiş
Bu haber için oy ver
1.00