Ana Sayfa | İş'te Genç Yazarlar | Paraya para demeyen üniversiteli!

Bölümler


Paraya para demeyen üniversiteli!

Yazı Tipi Boyutu: Decrease font Enlarge font
Paraya para demeyen üniversiteli!

Yurtta kalmış olanlar bilir, sabah uyandığınızda çay kahve hazırlamak dünyanın en zulüm olayıdır.

Şimdi anlatacağım hikâye Koç Üniversitesi’nde geçiyor. Başrolde birkaç üniversite öğrencisinin olduğu basit ama sıra dışı bir girişimcilik hikâyesi.

Arkadaşım Deniz, üniversitenin yurdunda kalırken odadaki telefon numarasının 1990 gibi fiyakalı bir rakam olduğunu fark ediyor. Arkadaşlarıyla birlikte odada (Evet, evet yurt odasında) Cafe 1990 adında bir kafe açıyorlar. Menülerine çay, kahve ve sandviç’i koyuyorlar. El ilanı basıp okulun tüm fakültelerine bunları dağıtıyorlar. Yurtta kalmış olanlar bilir, sabah uyandığınızda çay kahve hazırlamak dünyanın en zulüm olayıdır.
 
Olayın en matrak tarafı her telefondan sipariş gelişinde ellerinde su ısıtıcısı ve plastik bardak siparişi veren odaya koşmaları. O kadar talep gelmiş ki ders için uyanamayan Deniz’ler, sabahın köründe kalkarak 25 adetlik kahvaltı siparişini hazırlayıp odalara servis yapıyormuş.

Bakmışlar ki gece gündüz bu işle uğraşmak zorunda kalıyorlar bir müddet sonra Cafe 1990’ı kapatmışlar. Cafe 1990 o kadar popüler olmuş ki kapatılmasından sonraki bir ay boyunca Deniz’ler her gün telefonla şu şekilde uyandırılmış: “Alo, orası Cafe 1990 mı?”

Üniversite sıralarında “girişimcilik” kelimesi kulağımıza hoş ama bir o kadar da uzak geliyor. Kabul! Derse girip arkada hocayla ilgili dedikodu yapmak, Fotokopici Necmi Abi’den aldığımız ders notlarına çalışmak, kantinde Papazkaçtı oynamak gibi meşguliyetlerimiz var. Bu kadar işin gücün ortasında farklı bir işle nasıl meşgul olalım?

Gerçek hiç de sandığınız gibi değil. Üniversitede okurken öğrenciliğini bir fırsat olarak gören Deniz’in öyküsüne benzer birçok girişken ruhlu genç var bu ülkede. Sanırım bu merak ve özgüvenle alakalı bir şey. Bu işin içine bir tutam da cesaret katın.

Üniversitede girişimci olmak için ille de ticari bir şeyler yapmak şart değil. Asıl mesele bana göre girişken ruhlu olmak. Hani daha çok eskilerin girişken ruhla ilgili söylediği “Yırtık olmak” gibi bir tabir var ya, bahsettiğim bu. Bu tabire uygun portre çizenler bugün ‘Başarı’nın tanımını oluşturuyor. Ve ben bunun en iyi başlangıç noktasının üniversite olduğuna inanıyorum.

Hadi, üniversitemizde bir konferans organize edelim mesela adı Turuncu Kravatlı İşler olsun. Bu bir girişimciliktir. Okulumuza bir iş adamını mesela Cem Boyner’i konuşmacı olarak getirelim. Bu da bir girişimciliktir. Sınıfımızdan 3-5 kişiyi bir araya toplayıp, ımm mesela Mardin’e fotoğraf çekmeye gidelim. Al sana bir girişimcilik örneği daha.

Yahu ders notlarını toplayalım, bunu İnternet’e aktaralım. (Birçok kişi size dua edecektir ancak fotokopici lobisi sizi vurabilir!) Aklımıza gelen her türlü saçma sapan şey olsun, şu olsun bu olsun ama Allah aşkına girişimci ruhumuza bir katkısı olsun.

Tabii yurt odasında saat 12’ye kadar uyuyup, kalktığınızda kendinize bir kahve hazırlamaya üşenmek de mühim bir konu.  E bu da, bir tercih meselesi.
   
(Nurettin Özdoğan – 02.11.09)
nurettin@kariyergenc.com

Subscribe to comments feed Yorumlar (1 Yorum Eklendi):

Kutay Aydin Tarih: 02 November, 2009 09:18:20
avatar
En onemli ziyanlarin basinda insan fikirlerinin degerlendirilmemesi geliyor bence. Kucuk, buyuk butun fikirlerin tartisilip basarili olanlarin uygulamaya gecirilmesi icin bence turk universitelerinde Yaratici Fikirler Klubu(YFK)kurulmali.
Thumbs Up Thumbs Down

Yorumunuzu Ekleyin comment

Lütfen resimde gördüğünüz kodu giriniz:

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan İŞ'TE İNSAN Gazete veya isteinsan.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

  • email Arkadaşına gönder
  • print Çıktı al
  • Plain text Sadece Yazı
Etiketler
Etiket eklenmemiş
Bu haber için oy ver
5.00