İŞTE GENÇ: Yasemin Salih: Tasarımın cesur yürekleri Yasemin Salih: Tasarımın cesur yürekleri ================================================================================ editorb on 14 December, 2009 05:30:00 Mel Gibson’ın yönetip başrolü oynadığı “Cesur Yürek” filmi, o yılın “En iyi film” Oscar’ını alarak hak ettiği değeri gördü. Gerçekten de bugün bile televizyonda bilmem kaçıncı gösterimine rastlasam izlemek istediğim birkaç sahnesi olan bir film Cesur Yürek. Bir kere adı müthiş havalı. Filmin konusu, ülkemizde çok da takdir edilmeyecek türden yönetime baş kaldıran bir topluluğun kahramanıyla ilgili. Bizim gözümüzde etek giyen kahraman olmaz elbette ama filmin atmosferi Meb Gibson’ı etekli görmenin ötesine geçiriyor insanı. Neyse konumuz Mel Gibson ya da İskoçların özgürlük mücadelesi değil. Evet işin içinde mücadele var ama bizim ki daha çok kariyer özgürlüğüyle ilgili. Bu sefer ki kahramanlar, işletme gibi bölümlerden mezun olup “moda tasarımcılığı” kadar zor bir alanda patron olmaya çalışan gençler. Bütün alanlarda olduğu gibi tasarımcılıkta adını duyurmaya çalışan genç yetenekler de yarışmaları bir basamak olarak görüyor. Bulardan biri de bir süredir basında yer alan British Council ve İstanbul Moda Akademisi’nin düzenlediği tasarım yarışmasıydı. Gençlerden istenen bir ürün tasarlamaları ve bunu ticari unsurları da ekleyerek pazarlamalarıydı. Yarışmanın Türkiye birincisi, Londra’da yapılacak Uluslararası Genç Moda Girişimcisi Yarışması’nda temsil edecek. Tepebaşı’ndaki İngiliz Konsolosluğu binasında yapılan ödül töreninde birinciliği Günseli Türkan kazandı. Ancak benim dikkatimi çeken geleceğin tasarım dünyası için bir hazine değerindeki tasarımcı gençlerdi. Hiçbiri bir şirkette çalışmıyordu. Hepsi, kendi tasarım şirketini kurmuş ve daha yaşları 25 olmamış gençlerdi. Ve hepsinin ailesine, çevrelerine karşı en önemlisi de kurtlar sofrası niteliğindeki moda dünyasına karşı yürüttüğü bir mücadele hikayesi vardı. Bunlardan biri de Ayşe Ören. TED Ankara Koleji mezunu ve Bilkent’te mimarlık eğitimi almış. Ailesi iyi bir şirkette mimar olarak çalışmasını istediği için bir süre Silkar’da çalışmış. Ancak kalbi farklı bir kariyer için attığından tüm itirazlara rağmen kendi şirketini, Ayşe Ören Design’ı kurmuş. Bu sırada Enka’nın Kazakistan’daki bir binasının taş kaplamalarını, Loft binasının tüm taş işlerini almayı başarmış. Bu arada ödül törenine katıldığımız yarışmanın geçen yıl ki birincisi o. Ayrıca geçen yıl Los Angeles’te düzenlenen Michael Jackson Anıt Tasarım Yarışması’nın da birincisi. Bence onun eğitimi ve mimarlık konusundaki üstün yeteneklerinden daha ön planda olan ve başarısını taçlandıran başka bir özelliği var: Müthiş iletişim becerisi. Konsolosluğun kapısında tanıştığım ve o sırada birinci olacağından haberim olmayan Günseli’yle yeni yeni sohbete başlamışken biri arkamızdan “beni de bekleyin” diye seslendi. Bir dakika gibi bir sürede ise neredeyse tüm hikayesini bize aktardı. Bu arada salonda da yerinde duramıyordu. Birden bire “şunu tanımıyorum, hemen gidip tanışayım” deyip yanımızdan ayrılıyor, bir sürü bilgiyle fıkır fıkır yanımıza dönüyordu. Bir başka girişimci tasarımcı da Brandmood’un kurucusu Kerem, işletme mezunuyken kariyerini tamamıyla değiştiren ve İMA’da gördüğü eğitim sonrasında çanta ve aksesuar tasarım şirketi kuran Simay’ı da saymak gerek… Daha birçokları o salonda şirketleri için önemli adımlar atıyordu. Bir şeyler üretmek, bundan ticari bir değer yaratmak hem yetenek hem de akıntıya karşı yürümeyi sağlayacak büyük bir güç gerektiriyor. Hedefe uzun yoldan ulaşmayı tercih eden bu gençlerin her biri belki de geleceğin büyük şirketlerinin sahipleri olacak. Bazıları ne ailelerinden destek aldıklarını ne de sektörde tolere edildiklerini söylediler. O salonda olan ve olmayan bütün cesur yüreklere “bol şans” diyorum. (Yasemin Salih – 14.12.09)