Yasemin Salih : Çık kabuğundan, güneş ısıtsın seni
Final ve vizelerin seni ne kadar bunalttığından şikayet ettiğinde çevrende “Bugünlerinin kıymetini bil, öğrenciliğin tadını çıkar” diyen büyüklerin çoktur.
işte genç – 18.05.09
Yasemin Salih
yasemin.salih@sabah.com.tr
Final ve vizelerin seni ne kadar bunalttığından şikayet ettiğinde çevrende “Bugünlerinin kıymetini bil, öğrenciliğin tadını çıkar” diyen büyüklerin çoktur. “Bu hocalardan ve onların sağı solu belli olmayan sorularından daha beter ne olabilir ki” diye hayretle yüzlerine bakma. Çünkü bütün bu saydıklarından daha kötüsü, her şeyi bildiğini sanarak bir şirkete girdiğinde kendini annenin elinden tutmuş ilkokulun bahçesinden içeri ilk girdiğin gün kadar “masum” hissetmek. Ve inan ki büyüklerin bu açığı kapatmak için çok uzun, çetin yıllar geçmesi gerektiğini tecrübeyle sabit bir şekilde biliyorlar.
Ama sen bambaşka bir çağın üniversitelisisin. Evet seninle birlikte elinde diplomayla çok fazla arkadaşın aynı cangıla dalacak. Bundan 10 yıl önce iş bulmanın daha kolay olduğunu söyleyenler de çok haklı. İyi de bunlar senin elini kolunu bağlayamaz, bağlamamalı…
Dil eğitimi, gelişimine katkısı olacağını düşündüğün sertifika programları, derya deniz gibi önünde duran sosyal imkanlar… Bugünün gençlerine sunulmuş bu fırsatları alt alta yazsak, sayfa yetmez.
“Bütün bu imkanlar İstanbul, Ankara, İzmir gibi büyük şehirlerde yaşayanlar için var” diye düşünmek kırılma ama birazcık işin tembelliğine kaçmak oluyor. Hedeflediğin şey iyi bir öğretmen olmaksa dahi okurken kendini bulmanı sağlayacak seçeneklerin çok fazla. Hem de Türkiye’nin her yerinde. Yeter ki iste…
Bolu İzzet Baysal Üniversitesi’ni aranızda görenler var mı? Bolu Dağları’nın tüm yeşilliğini ve manzarasını içinde barındıran, yeni yeni oturan ama oldukça düzenli bir kampusu var. Selin Yanık da, İngilizce Öğretmenliği’nde üçüncü sınıf öğrencisi. İlk yılında oldukça sıkılmış Selin. Tek sosyal hayat, belli saatlerde gelen minibüslerle Bolu’ya inmek çünkü şehirde. Bolu’nun en işlek caddesi, üniversite öğrencileri için İstiklal Caddesi’ymişçesine arşınlanıyor belli saatlerde. Gidilen kafeler, yemek yenen restoranlar hep aynı.
Kendisi de Trabzon gibi küçük bir şehirden gelen Selin, “bir şeyler yapmam lazım” arayışları içinde, önce körler için kitap okuyup CD doldurma olayını keşfetmiş. Bundan büyük bir manevi haz aldığını söylüyor.
Ardından her İngilizce bölümünde okuyan öğrenci gibi, ilkokul çağındaki çocuklara özel İngilizce dersleri vermeye başlamış. Ancak aklındaki öğretmenlik deneyimini biran önce yaşamak adına bir sabırsızlık içinde. Nihayet aklına gelen bir fikri “neden olmasın” diyerek uygulamak için Bolu’da bir ilkokulun yolunu tutmuş. Okul müdürüne, kendilerinin seçecekleri bir sınıfa haftada bir gün gönüllü olarak İngilizce dersi vermek istediğini söylemiş. Müdür önce şaşırsa da, biraz düşündükten sonra bu çıtı pıtı öğretmen adayının hevesinden etkilenip kabul etmiş teklifi. “Minik minik yüzler bana bakıyor. Biraz yaramazlar, minyon olduğum için önceleri dinlemiyorlardı ama hayalimdeki öğretmeni yavaş yavaş yakalıyorum” diyor Selin.
Ne dersiniz gençlikte her şey mümkün değil mi?



del.icio.us
Digg
Facebook
Google
Myspace
Yahoo
Yorumunuzu Ekleyin